KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/1634 E., 2010/3376 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Sahte varakayı kullanmak, Nitelikli Dolandırıcılık, Sahte Özel Belge Tanzim Etmek ve Kullanmak
- Hüküm
- Sanık ... için: 765 s.k.nun 346, 504/1-3 son maddesi gereği tecziyesi istemi ile açılan kamu davasında 5237 s.k.nun 64.maddesi gereği düşürülme kararı
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
...: 765 s.k'nun 346,504/1-3 son maddesi gereği tecziyesi istemi ile açılan kamu davasında beraat kararı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... için: 765 S.K.nun 346, 504/1-3 son maddesi gereği tecziyesi istemi ile açılan kamu davasında ortadan kaldırma kararı
1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7.ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9.maddeleri hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçunun yasada gerektiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4.maddesinde öngörülen dava zamanaşımının kesici son işlem olan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin sorgularının yapıldığı 31.10.2000, 20.12.2000, 05.01.2001, 15.02.2001, 01.03.2001, 27.03.2001 ve 15.03.2002 tarihlerinden, sanıklar ..., ... ve ... yönünden ise kesici son işlem olan iddianamenin düzenlendiği 11.02.2002 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinin;
dosyada bulunan nüfus kaydına göre 06.11.2004 tarihinde vefat ettiği anlaşılan sanık ... hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64.maddesine göre düşürülmesine karar vermek gerektiğinin gerekçeleri dosya içeriğine uygun olarak gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan Yapı Kredi Bankası vekilinin kesici işlemler nedeniyle zamanaşımının gerçekleşmediğine yargılamaya devam olunarak tüm sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle adı geçen sanıklar yönünden verilen kararların ONANMASINA,
2) 15.03.2010 günü UYAP'tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden, sanıklar ... ve ...'ın hükümden önce 21.12.2004 ve 06.02.2006 tarihlerinde vefat ettikleri anlaşılmakla, adı geçen sanıklar hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan Yapı Kredi Bankası vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322.maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi olanaklı olduğundan, hükümden önce vefat ettiği anlaşılan sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64.maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
3) Katılan ... ve Yapı Kredi Bankası vekillerinin, sanık ...'ün beraatine ilişkin hükme yönelik temyizlerine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9.maddeleri hükümleri karşısında, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçlarının yasada gerektiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 31.03.2003 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUY.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322.maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/1634, K. 2010/3376, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama