KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/9053 E., 2012/20665 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Memurun resmi belgede sahteciliği
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan fail de mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez.
Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir.
Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimse de suç kastının varlığı kabul olunamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın aşamalarda değişmeyen biçimde suça konu senetlerdeki kefil imzalarının müştekinin bilgisi ve önceden verdiği rızası dâhilinde kendisi tarafından attığını savunması, tanıklar Mehmet Kaya ve Sönmez Zafer’in yeminli beyanlarının bu savunmayı doğrulaması, şikâyetçinin 04.06.2004 tarihinde ödeme emrini tebliğ almasına ve maaş hesabına haciz konulmasına karşın olaydan çok sonra 15.04.2005 tarihinde şikâyette bulunduğunun anlaşılması ve sanık ile şikâyetçinin olay tarihinde ortak oldukları birlikte gözetildiğinde; sanığın zarar verme bilinciyle hareket ettiği yönünde mahkûmiyetine yeter delil bulunmadığından manevi unsuru oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-Kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve memurlarının işledikleri sahtecilik suçlarında kamu görevlisi (memur) gibi cezalandırılabilmeleri için suça konu belgenin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62/3. maddesi uyarınca kooperatifin belgeleri olması gerekmektedir. Şu halde belge failin fiilinden önce veya en azından fiili işlediği sırada kooperatife ait olmalıdır. Somut olaydaki senetlerin kefil imzaları sahte atılarak kooperatife borç karşılığı üye tarafından verilen bonolar oldukları anlaşılmakla; sanığın eyleminin sübutun kabulü halinde 765 sayılı TCK.nun 342/1 (5237 sayılı TCK.nun 204/1) maddesinde öngörülen memur olmayan kişinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde memurun resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet hükmü kurulması
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/9053, K. 2012/20665, 29 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama