KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2011/12433 E., 2011/24217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2011
Karar Metni
783 kelime·4 dk okuma
Güveni kötüye kullanmak ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler ...,.... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/06/2010 tarihli ve 2010/18023 soruşturma, 2010/9811 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddine ilişkin, Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 30/09/2010 tarihli ve 2010/1139 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre:
Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca, Entegre Bilgi İşlem Bilgisayar Elektronik İnşaat ve San. Tic.
A.Ş. yetkilisi şüpheli ...'nun, Finansbank A.Ş. ile yapmış olduğu Cardfinans Ödeme Noktası Sözleşmesi gereğince, 2007 yılı Ekim ve Kasım aylarında tahsil ettiği kredi kartları bedelleri olan toplam 3.347.368,00 Türk lirasını ilgili bankaya ödememek şeklindeki eyleminin, aynı konuya ilişkin önceki şikayet dilekçesi üzerine verilen 02/06/2009 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara atıfta bulunularak, olayın hukuki ihtilaf olduğu ve yeni bir delilde bulunmadığı gerekçesiyle yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Finansbank A.Ş. vekili Avukat ...
Demetoğlu tarafından verilen 11/05/2010 tarihli şikayet dilekçesindeki iddialar ile dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre somut olay incelendiğinde, şüpheli ...'nun yetkilisi olduğu Konya'da faaliyet gösteren Entegre Bilgi İşlem Bilgisayar Elektronik İnşaat ve San. Tic.
A.Ş. ile Finansbank A.Ş. arasında 11/08/2005 tarihinde imzalanan "Cardfinans Ödeme Noktası Sözleşmesi" gereğince, Cardfinans kredi kartı sahibi olan kişilerin, kredi kartı borçlarını ilgili banka adına tahsil etme yetkisinin anılan şirkete verildiği, sözleşme uyarınca POS cihazı üzerinden tahsil edilen paraların tahsilatı takip eden 2'nci iş günü saat 11.00'a kadar ilgili bankaya ödenmesi gerektiği, ödenmediği takdirde gecikme faizi uygulanacağının sözleşmede yer aldığı,
önceki 26/02/2009 tarihli şikayet dilekçesinde belirtildiği üzere, 01/10/2007 ilâ 10/11/2007 tarihleri arasında şüpheli ...'nun diğer firma ortakları ve ilişkili olduğu kişilerin kredi kartlarıyla gerçek tahsilatlardan kaynaklanmayan fıktif işlemler yapmak suretiyle bankayı 3.347.368,00 Türk lirası zarara uğrattığı ve bu surette güveni kötüye kullanmak ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiası, her ne kadar ilk bakışta hukuki ihtilaf olarak görülse de, anılan şirketin günlük tahsilatı ortalama 250.000,00 Türk lirasını geçmediği halde, 01/10/2007 ilâ 10/11/2007 tarihleri arasında bu miktarda önemli artış olduğu,
özellikle 05/11/2007 tarihinde 848.583,00 TL, 06/11/2007 tarihinde 1.157.795,00 TL tahsilat gerçekleştirildiği, dosya kapsamında bulunan Finansbank Teftiş Kurulu'nun 26/11/2007 tarihli inceleme raporuna göre, şüpheli ... ve ilişkili olduğu diğer şüphelilerin kendilerine ait Cardfinans kredi kartlarıyla aynı gün içerisinde defalarca yüksek miktarda alışveriş yaptıkları, ancak kart limitlerinin yeniden müsait hale gelmesi için yine yapmak suretiyle 364.000,00 Türk lirası,
şüpheli ...'nin 20.000,00 TL limitli kredi kartı ile 06/11/2007 tarihinde 15 kez işlem yapmak suretiyle 295.500,00 TL harcama yaptıkları ve her seferinde kredi kartı limitlerini müsait hale getirmek için şüpheli ...'nun yetkilisi olduğu ödeme noktasına gelerek POS cihazından ödeme yapılmış gibi gösterdikleri, oysa gerçekte herhangi bir mal veya hizmet alınmadığı gibi, ödeme noktasına da herhangi bir para ödenmediği,
gerçekte yapılmayan bu harcamaların şüphelilerin ortağı veya ilişkili oldukları birkaç firma üzerinden yapıldığı ve Finansbank dışındaki bankaların POS cihazları kullanılmak suretiyle, bu firmaların hesabına, yapılan harcama miktarları kadar paranın giriş yapmasının sağlandığı,
bu işlemleri tüm şüphelilerin aynı tarihlerde bir çok kez gerçekleştirmiş olmaları karşısında, birbirlerinden haberdar olmadan bağımsız hareket ettiklerinin söylenemeyeceği, özellikle şüpheli ...'nun diğer tüm şüphelilerle işbirliği içerisinde olduğunun açıkça görüldüğü nazara alındığında, olayın tahsil edilmiş paraların müşteki Finansbank A.Ş.'ne ödenmemesi olarak kabul edilmemesinin mümkün bulunmadığı, şüphelilerin birlikte suç işleme kararı çerçevesinde hareket ettikleri ve mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu,
bu delillerin de mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 20.01.2011 gün ve 2010/887-5099 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2011 gün ve KYB.2011/62966 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Olağanüstü temyiz de denilen “Kanun yararına bozma” müessesesi, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddenin 1. fıkrasında; “(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir” hükmü yer almakta olup, 2. fıkrası ise “(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir” biçimindedir.
Bu düzenlemelere göre; Adalet Bakanlığının, kanun yararına bozma istemini yazılı olarak alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, CMK’nun 309. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine vermesi gerekmektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2011/12433, K. 2011/24217, 29 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama