KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2012/10554 E., 2012/15267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık
- Hüküm
- Beraat (tüm sanıklar hakkında ayrı ayrı uygulanmak üzere
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
1) Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. madde hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımları nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2) Katılan vekilinin, sanıkların "memurun resmi belgede sahteciliği" suçundan beraatlerine ilişkin verilen karara karşı temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Kocaeli Valiliği İl İdare Kurulu'nun 06.05.2008 tarih, 2142 karar numaralı son soruşturmanın açılması kararı ve dosyada mevcut Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda.
Kocaeli Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezinde doktor olarak çalışan sanıkların 03.02.1984 tarih ve 18301 sayılı resmi gazetede yayımlanan Yüksek Öğretim Kurumları Mediko-Sosyal Sağlık Yönetmeliği uyarınca hizmet verilen kesimin üniversite öğrencileri ile çalışanları, emekliler ile çalışanların bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerine sağlık hizmeti verilmesi gerekirken ve Bağ-Kur sağlık haklarından yararlanmakta olan hastaları muayene ve reçete düzenleme yetkileri olmadığı halde, muayene etmeden kendilerine gönderilen sağlık karnelerine istek üzerine sahte reçeteler yazdıklarının iddia edilmesi karşısında;
gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından; öncelikle suça konu reçete asıllarının getirtilmesi, teftiş raporunda adı geçen hastaların dinlenerek reçetelerin muhteviyatındaki ilaçların eczaneden eksiksiz olarak alınıp alınmadığının, reçetelerdeki imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması ve gerektiğinde reçetelerdeki imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ayrıca reçete tarihleri itibariyle hangi hastane ve poliklinikte muayene-tedavi oldukları, suça konu reçetelerin muayene sonucu düzenlenip düzenlenmediği,
yazılan ilaçlardan haberdar olup olmadıkları hususları ayrıntılı şekilde tespit edilip reçetelerde belirtilen teşhislere ilişkin sağlık raporu ve tetkik evrakları getirtilerek yazılan ilaçların miktar ve doz bakımından teşhislere uygun olup olmadığının da bilirkişilere tespit ettirilmesinden sonra, suça konu reçete asıllarında mahkemece gözlem yapılarak aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/10554, K. 2012/15267, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama