KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2012/15437 E., 2012/10709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Resmi Belgede Sahtecilik-Dolandırıcılık
- Hüküm
- Katılan ...'a yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan; 765 sayılı TCK'nun 342/1, 5252 sayılı Kanunun 6/1, TCK'nun 80 maddeleri uyarınca 3 Yıl 6 Ay Hapis Cezası,
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin Ekim 2000 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 1- Sanık hakkında katılanlar ... ve ...' a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesin de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği Ekim 2000 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak
karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2- Sanık hakkında katılanlar ... ve ...' a yönelik sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Hükmolunan ceza süresi nedeniyle koşulları bulunmadığından 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinden yararlanamayacağı anlaşılan sanık hakkındaki bozma üzerine yapılan yargılama sonunda; toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübuta kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı neden olmadığı takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan katılanlar vekilinin bir sebebe dayanmayan, sanık müdafiinin delil olmadığı ve eksik incelemeye ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda bir kişiye karşı” denilerek “aynı anda işlenen fiillerde zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağı” belirtildiği cihetle; sanık tarafından suça konu çeklerin katılanlara yapılan alışveriş sırasında aynı zamanda verilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCY.nın 43. maddesinin uygulanma koşulları bulunmaması nedeniyle sanık lehine hükümler içerdiği gözetilmeden, yazılı şekilde 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80. maddeleri hükümleri uyarınca ceza tayini,
Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan mahkumiyetin yasal sonucu olan hak mahrumiyetleri kararda gösterilmemiş olsa bile kazanılmış hakka konu olamayacağından ve mahkemece her iki yasa uyarınca alt sınırdan ayrılarak temel cezanın aynı süre olarak belirlenmiş olması da nazara alınarak;
her iki katılana yönelik eylemler nedeniyle ayrı ayrı uygulanan hüküm fıkralarından 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesi çıkartılıp yerine “5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinin eklenmesi” suretiyle temel cezanın 3 yıl olarak belirlenmesine, teselsül uygulamasına ilişkin 765 sayılı TCK.nun 80. maddesi uygulamasına ilişkin bölüm tümden çıkartılıp, her bir suç nedeniyle sonuç cezasının 3 yıl hapis olarak belirlenmesine,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/15437, K. 2012/10709, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama