KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2012/8305 E., 2013/12547 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
l- Sanık aşamalarda değişmeyen savunmalarında, arkadaşı olan müdahil ... ile onun kardeşi olan ...ün, tefecilik yapan ve 06.01.2003 tarihinde vefat eden ...’den aldıkları borç paraya karşılık kendisinin hatır çeki verdiğini, çeklerin bazılarına müdahil ...'ün bilgisi dahilinde onun yerine ciro yaptığını, sahtecilik suç kastının bulunmadığını belirtmiş, çeklerde ikinci ciranta olarak ismi bulunan son hamil ... vefat etmeden önce 07.05.2002 tarihinde Cumhuriyet savcılığındaki ifadesinde, ...'e verdiği borç para karşılığında, ...’e ait 7 adet çekin cirolu vaziyette ...tarafından başka birisi ile kendisine gönderildiğini, ciroları ...’ın mı,
yoksa ...'ın mı yaptığını bilmediğini belirttiği ve bu ifadenin savunma ile uyumlu olduğu, müdahil ... kovuşturmadaki ifadesinde, çeklerin sanıkla olan ticari ilişki nedeniyle kendisine verildiğini belirtmesine rağmen, buna dair fatura vb. herhangi bir belge ibraz edemediği gibi kolluktaki 07.03.2002 tarihli ifadesinde, çeklerin hatır çeki olduğunu belirtmiş olması, sanığa ait olup, katılan ... tarafından ciro edilen dava dışı başka çeklerin de bulunması da gözetilerek, suça konu çeklerin bedellerinin tahsil edilip edilmediğinin belirlenebilmesi amacıyla varsa icra takip dosyalarının getirtilip incelenmesi,
bankadan çek bedellerinin ödenip ödenmediğinin sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule ve uygulamaya göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı kararı ve Dairemizin benzer bir çok kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesinde 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı, suça konu dört adet çekin keşide tarihleri farklı olsa da, farklı tarihlerde düzenlendiklerine ilişkin somut delil bulunmadığı gibi ...'in soruşturma aşamasındaki ifadesinden, bu çeklerin de içinde bulunduğu toplam
yedi adet çekin, katılan ... tarafından ...'e gönderilmek suretiyle aynı anda kullanıldıklarının anlaşılması karşısında. 765 sayılı Yasanın aksine 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı ancak, birden çok sahte belge düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilip buna göre kararın gerekçe bölümünde.
5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, 765 sayılı TCK’nun 80. maddesindeki artırım oranının, 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesindeki artırım oranına göre lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/8305, K. 2013/12547, 9 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama