KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2012/9677 E., 2013/13840 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Resmi belgede sahtecilik, Nitelikli dolandırıcılık
- Hüküm
- Her iki suçtan mahkumiyet
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
I- "Resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, suça konu iki adet çekte sahtecilik yaptığının kabul olunmasına rağmen, hakkında 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinin uygulanmaması isabetsizliği karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, gerekçeli kararın ilk sayfasında Cumhuriyet savcısının isminin yer aldığı yerdeki düzeltmenin esasa ilişkin olmaması ve mahallinde imzalanması suretiyle eksikliğin giderilmesinin mümkün görülmesi, iddianame ve ekleri duruşmada okunmadan yargılama yapılmış ise de, sanığın talimatla savunmasının alınması sırasında iddianamenin okunmuş ve sanığın savunmasının iddianame ve görevsizlik kararı ile uyumlu olması,
belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olduğu cihetle, suça konu çeklerin gerçek banka çeki olup fotokopilerinden unsurlarının tam olduğunun anlaşılması oluşa uygun bilirkişi raporunda aldatma yeteneğinin bulunduğunun belirlenmesi ve mahkeme tarafından hükme esas alınması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş,
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin, eksik inceleme ile karar verildiğine,
suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin tatbik edilmediğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- "Nitelikli dolandırıcılık" suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarına gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihi olan 08.07.2003 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/9677, K. 2013/13840, 26 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama