KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2013/2482 E., 2015/1267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2015
- Tebliğname No
- 11 - 2011/23688
- Mahkemesi
- İskenderun(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi
- Tarihi
- 29/04/2010
- Numarası
- 2009/382 (E) ve 2010/278 (K
- Suç
- Memura yalan beyanda bulunmak
Karar Metni
249 kelime·1 dk okuma
Gerekçesinde belirtildiği gibi 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen ve doktrinde "fikri sahtecilik" olarak adlandırılan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, kişinin (sanığın) açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaata göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece kişinin (sanığın) beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise bu maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, İİK'nun “kıymet takdiri” başlıklı 87. maddesindeki “ Haczi yapan memur, haczettiği malın kıymetini takdir eder.
İcabında ehli vukufa müracaat edebilir.” şeklindeki hüküm karşısında, borçlunun haczedilen malın kıymetinin bildirilmesine ilişkin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, kıymet takdirinin gerektiğinde bilirkişiye de müracaat etmek suretiyle haczi yapan memura ait olduğu cihetle;borcundan dolayı aleyhine yapılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine yapılan haciz işlemi sırasında, haczedilen malların değerini olduğundan yüksek söyleyerek haczedilen mallara ilişkin sahte fatura ibraz ettiği iddia ve kabul olunan sanığın eyleminde,
“resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun unsurlarının oluşmadığı ve beraati gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2013/2482, K. 2015/1267, 4 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama