KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2014/18017 E., 2016/1972 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Resmi belgede sahtecilik
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
235 kelime·1 dk okuma
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan veya onun yerine imza atan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez.
Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir.
Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın suça konu çekleri katılanın rızası ve bilgisi dahilinde kendisinin düzenlediğini savunması, katılanın çek hesabı açarak aldığı çek koçanlarını sanığa vermesi ve 22.12.2015 günlü dilekçesinde suça konu çeklerin bilgisi ve rızası dahilinde imzalandığını beyan etmesi karşısında; sanığın zarar verme bilinciyle hareket etmediği anlaşılmakla, manevi unsuru oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2014/18017, K. 2016/1972, 7 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama