KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2019/1988 E., 2019/3324 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2019
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01.03.2019 tarihli ve 2018/16616 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.03.2019 tarihli ve...... sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18/10/2018 tarihli ve 2018/...... soruşturma, 2018/...... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/11/2018 tarihli ve 2018/5634 değişik iş sayılı kararının "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının,
ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği,
ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda her ne kadar sahteliği iddia olunan kira kontratının düzenlenme tarihinin 01/01/2009 olduğu ve bu haliyle sahte evrak tanzimi suçu yönünden dava zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. maddesindeki “ (1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de
yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, özel belgede sahtecilik suçunun, belgenin kullanılması ile oluşacağı ve suç tarihinin belgenin kullanıldığı tarih olduğu anlaşılmakla, belgenin kullanıldığı icra takip dosyası ibraz edilip, inceleme yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/1988, K. 2019/3324, 1 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama