KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2019/2598 E., 2020/2237 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2020
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Resmi belgede sahtecilik
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma
Sanığın, Menemen İcra Müdürlüğünün 2010/1310 ve 2009/2808 Esas sayılı icra dosyaları kapsamında gayrimenkullerine konulan haczi kaldırmak amacıyla, 07.05.2012 tarihli iki adet sahte haciz fekki yazısını posta yoluyla Menderes Tapu Müdürlüğüne göndermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda.
Menderes Tapu Müdürlüğünün 06.02.2013 tarihli cevabi yazısında, haciz fekkine ilişkin yazı geldiğinde sahteciliğin önlenmesi amacıyla yazıyı gönderen kurumun telefon ile aranarak yazının doğru olup olmadığı teyit edildikten sonra işlemin sonuçlandırıldığının bildirilmesine karşın, postadan gelen haciz fekki yazılarının doğruluğunun ilgili kurumlardan sorularak teyit edilmesinin ülke çapında tüm tapu müdürlükleri için geçerli olan mutat bir uygulama olup olmadığı hakkında bilgi verilmesi amacıyla yazılan müzekkereye istinaden gönderilen Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 19.03.2018 tarihli cevabi yazısına göre,
halen yürürlükte olduğu belirtilen 03.06.1975 tarih ve 1431 sayılı “Sahtecilik Olaylarına Karşı Alınması Gereken Tedbirler” konulu genelgede yazılı “...belgelerin tümden ya da tahrif edilerek sahte olarak oluşturulabilecekleri, bu nedenle fazla şüphe çekenler için ilgili idare ve mahkemeden sorulmasının elzem olduğu,
aksine davranışın memurları, mali ve cezai mesuliyet altına sokacağı...” hususunun tüm tapu ve kadastro müdürlüklerine duyurulduğunun, bu nedenle tapu işlemlerinde sahteciliğin ve olası Hazine zararı ve memur sorumluluğunun doğmasının önlenmesi maksadıyla, şüpheye düşülmesi durumunda tapu sicilindeki işleme ilişkin ibraz edilen evrakın sıhhatinin araştırılmasının mutat bir uygulama haline geldiğinin belirtilmesi karşısında; mevzuat kapsamında haciz fekki yazılarının doğruluğunun ilgili icra dairelerinden sorulmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığı,
yalnızca tapu müdürlüklerine ibraz edilen tüm belgeler için geçerli olan ve sorumluluğun önlenmesi bakımından şüpheye düşülmesi durumunda, her türlü belgenin ilgili kurumlardan sorulması gerektiğine ilişkin genel bir düzenlemenin mevcut olduğu, bu nedenle mutat araştırma zorunluluğundan bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/2598, K. 2020/2237, 9 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama