KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2019/9767 E., 2023/1753 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/1143 E. 2015/681 K.
- Suçlar
- Resmi belgede sahtecilik, Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama, bozma
Karar Metni
985 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 50.Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2015 tarihli ve 2014/1143 Esas, 2015/681 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ; a. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık pişman olduğunu belirterek hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Kolluk kuvvetlerince yapılan uygulamada sanığın gerçek kimliği dışında müştekiye ait kimlik bilgilerini söylediği, yapılan üst aramasında ise sahteliği kriminal raporla tespit edilmiş olan müştekiye ait sürücü belgesinin bulunduğu böylece sanığın resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Mahkemece yapılan yargılamada neticesinde ; suç konusu sürücü belgesinin aldatma niteliğinin bulunduğu anlaşılarak sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ayrıca sanığın görevli polis memurlarına kimliği ile ilgili sorduklarında gerçek kimliği dışında müştekiye ait kimlik bilgilerini söylediği ve üzerine atılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Adli emanetin 2014/8083 sırasında kayıtlı suça konu belge hakkında Mahkemesince her zaman bir karar verilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir.
Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
2. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır.
3. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
4. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın kolluk görevlilerince yapılan kimlik kontrolünde herhangi bir kimlik ibraz etmeksizin kendisini müşteki ... olarak tanıttığı, sanığın yalan beyanı ile müşteki adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/9767, K. 2023/1753, 21 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama