Suç tarihinde Tarsus İş Mahkemesinde zabıt katibi olarak görev yapan sanığın, sahte reddiyat makbuzu düzenlemek suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda; sanığın, diğer sanık ...'nin kendisinden yardım istediğinde elinden geldiğince yardımda bulunduğunu, vezneden para çıkışı yaptığında, posta ve diğer işlemleri Cevriye yaptığından dosya numaralarını ve çıkış yapılan miktarları karşısına yazarak listeler halinde kendisine teslim ettiğini, kasadan aldığı bu paraları sanık ...'ye elden verdiğini, buna ilişkin aralarında herhangi bir belge düzenlemediklerini,
paraları teslim ettiğine ilişkin imza da atılmadığını, ancak kalemde çalışan diğer personelin de bu şekilde bir uygulama olduğunu bildiklerini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği; dinlenen tanıkların diğer sanık ... aleyhinde beyanda bulunmaları ve hükme esas alınan 30.09.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre;
iddianameye konu ve zimmet suçundan yargılanan tüm sanıkların duruşmasına çıkmış oldukları dosyalarla ilgili uhdelerinde kalan zimmete konu herhangi bir mal varlığı değeri (pul, para vs) olup olmadığı hususunda, çalıştıkları dönemler itibariyle incelenmesi sonucunda, sanığın 473,75 TL zimmet açığının oluştuğunun tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle sanığın reddiyat makbuzu düzenleme yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi; yetkisinin bulunmadığının anlaşılması halinde, eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağının gözetilmesi ayrıca;
imzasının bulunduğu reddiyat makbuzunun tek mi yoksa birden çok mu olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması, birden çok olması durumunda hangi tarihlerde düzenlendiğinin belirlenmesi, sanığın tek bir reddiyat makbuzunu imzaladığının tespit edilmesi halinde, savunması ve tanık beyanları da dikkate alınarak suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin hüküm yerinde tartışılması ve sanık yönünden suçun oluşumuna ilişkin hangi delil ve beyanlara niçin üstünlük tanındığının açık ve net olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321 inci maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2024 tarihinde karar verildi.