KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/16472 E., 2025/6700 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma
- Hükümler
- Mahkumiyet
Karar Metni
1.065 kelime·5 dk okuma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, katılanlar vekillerinin temyizinin vekalet ücretiyle sınırlı olduğu tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın, ... Sicil müdürü olan sanık ... ile birlikte hareket ederek katılanlar ... ve ...'a ait taşınmazları, tanık ...'in 2006 yılı Haziran ayında kaybettiği nüfus cüzdanının üzerine başkasının fotoğrafının yapıştırıldığı halini ve ... Noterliği'nce düzenlenmiş görülen tapu sahipleri olan katılanlar ... ve ... tarafından 16.07.2008 tarihli ve 21280 numaralı, 22.08.2008 tarihli ve 21285 numaralı sahte vekaletnameleri kullanarak ...
Sicil Müdürlüğünde katılan ...'ye sattığı, Tapu Müdürü olan sanık ...'ın, belgelerdeki imza ve fotoğrafların farklı olduğunu dikkatli gözlemle anlayabilecek durumda olduğu, ayrıca sahte vekaletname üzerindeki noterliğin telefon numarasının aranması halinde böyle bir noterliğin olmadığını ve sahte vekaletname ile işlem yapıldığını,
ayrıca sanığın nüfus cüzdanında yazılı ... olmadığını fotoğraftan ve yaşından anlayabileceği halde sanık ... ile anlaşarak taşınmazların satışını gerçekleştirdiği iddiasıyla sanıkların resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davalarında;
1.Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden
Sanığın iki ayrı sahte vekaletname ile aynı gün katılan ...'ye, katılanlar ... ve ...'e ait taşınmazları sattığı anlaşıldığından, suçun doğduran doğruya zarar gören mağdurunun katılan ..., suçtan zarar görenlerin ise katılanlar ... ve ... olduğundan sanığın katılan ...'ye yönelik tek eylem sebebiyle hüküm kurulması gerekir iken zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının A3-) bölümündeki 2. paragrafın tamamen çıkarılması, 6. paragraftaki "(20x125=) 2.500 ( ikibinbeşyüz)TL" ibaresinin "(20X100=) 2.000,00 TL" olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün oy birliğiyle Tebliğnameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma ve sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümler yönünden
Tüm dosya kapsamına göre yapılan soruşturma sonucunda, Nizip ilinde Nizip ... ve ... Noterliklerinin olduğu halde suça konu vekaletnamelerde ...
Noterliğinin yazıldığı, vekaletnamede noter vekili olarak gözüken ... isimli kişinin gerçekte olmadığının anlaşıldığı, taşınmazların iktisap resmi senetlerdeki gerçek hak sahibinin imza ve fotoğraflarının sahte vekaletnamelerdeki imza ve vekaletname ekindeki nüfus cüzdanında bulunan fotoğraflara benzemediğinin açıkça görüldüğü, katılanlar ... ve ...'a ait vekaletnamelere ekli nüfus cüzdanlarının ilgili nüfus müdürlüklerince verildiği, cüzdanlar üzerinde bulunan imzaların nüfus müdürlükleri personeline ait olduğu, ancak fotoğrafların değiştirildiği ve başka kişilere ait olduklarının anlaşıldığı,
nüfus cüzdanları değiştirilip kullanılan yukarıda yazılı kişilerin ifadelerinde nüfus cüzdanlarında bulunan resimlerin kendilerine ait olmadığını beyan ettikleri, vekaletname ekindeki satış işlemine konu taşınmazların tapu senetlerinin gerçek tapu senetlerine benzemediği, vekaletnameye istinaden satış işleminde kullanılan kimlik üzerindeki fotoğrafın tanık ...'e ait olmadığı,
tanık ...'in 2006 yılı Haziran ayında kimliğini kaybettiği ve 07.06.2006 tarihinde yeniden kimlik çıkarttığı, ancak suç tarihinde gerçekleşen satış işleminin tanık ...'in 2006 yılında kaybettiği ve veriliş tarihi 12.07.2005 olan kimlik kullanılarak gerçekleştiğinin ve sahte kimlik fotokopisindeki tanık ...'e ait fotoğrafın sanık ...' a da benzemediği anlaşılmakla,
a)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232-250 sayılı ile 09.10.2012 tarihli ve 2011/8-335 Esas, 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, "muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği ve belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu gözetilerek;
suça konu belgelerin emanetten getirilerek özeliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde asıllarının dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Tapu Müdürü olan sanık ...'ın sanık ... ile iştirak halinde hareket ederek satış işlemini gerçekleştirdiği için 5237 sayılı TCK'nin 158/1-d ve yukarıda açıklandığı üzere belgeler getirilerek aldatıcılık niteliği bulunduğu tespit edildiği takdirde 204/2-3. maddelerine göre cezalandırılması gerekir iken eylemi kül halinde görevi kötüye kullanma suçu olarak kabul ederek mahkumiyet hükmü kurulması,
c)Kamu görevlisi olan failin 5237 sayılı TCK'nin 204/2. maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 40/2. maddesine göre de kamu görevlisi olmayan failin kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiği durumda kamu görevlisi olmayan failin, bu suçta yalnızca azmettiren veya yardım eden olarak cezalandırılabileceği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere,
765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un "Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu,
suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde,
"değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması karşısında; somut olayda suça konu sahte vekaletnameler ile tapuda katılanlar ... ve ...'a ait arsaların katılan ...'ye satıldığı,
sahte vekaletnamelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilememesi ve Tapu Müdürlüğüne aynı anda verilmiş olması karşısında, yukarıda açıklandığı üzere belgeler getirilerek aldatıcılık niteliği bulunduğu tespit edildiği takdirde sanık ...'ın kamu görevlisi olan sanık ...'ın azmettiren olarak eylemine iştirak ettiğinin kabulü ile 38, 204/2-3. maddelerine göre cezalandırılması gerekir iken her katılana yönelik ayrı ayrı ve 5237 sayılı TCK'nin 204/1-3, 43. maddelerine göre mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de; aa) İddianamede sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nin 204/3 ve 43. maddelerinin uygulanması talep edilmediği halde, "204. maddenin iki kez uygulanmasına" dair ek savunma ile yetinilerek 5271 sayılı CMK'nin 226/2. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, bb)Sanıkların mahkûmiyetine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu avukatlık ücretine hükmolunmaması,
Yasaya aykırı, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii ve katılanlar vekillerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarları bakımından sanıkların kazanılmış hakkının gözetilmesine,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/16472, K. 2025/6700, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama