KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/25784 E., 2023/8213 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/26 E., 2015/369 K.
- Suçlar
- Özel belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
1.115 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/26 Esas, 2015/369 Karar Sayılı Kararı ile sanık hakkında;
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, aynı maddenin son fıkrası, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 1.920,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteği; atılı suçları işlemediğine, şikayetçileri tanımadığına, Facebook hesabının ve telefon numarasının kendisine ait olmadığına, görüntülerdeki şahsın kendisine benzediği gerekçesiyle karar verildiğine, eksik araştırma ile karar verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediğine, somut delilin bulunmadığına, usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyiz dışı sanık ...'ın işletmekte olduğu iş yerinde katılan ...'nın kimlik bilgileri kullanılarak sahte abonelik sözleşmesi düzenlenmek suretiyle çıkartılan ve iki kez operatör değişikliği yapılan 2 adet GSM hattının açık hat olarak piyasada satıldığı, bu şekilde katılan ...'un adına çıkartılan 0553 ** ** 75 numaralı hattı alan sanık ...'ın diğer katılan ...'ın adına açmış olduğu Facebook hesabından Galatasaray-Real Madrid maçı için üç adet kombine biletinin olduğuna dair ilan verdiği ve iletişim numarası olarak da katılan ...'un adına alınmış hattın numarasını verdiği,
ilanı gören katılan ...'in numarayı arayarak sanık ile iletişime geçtiği ve ilanda belirtilen kombine biletlerini almak amacıyla sanığın vermiş olduğu GSM hattına arka arkaya üç kez olmak üzere toplamda 960,00 TL parayı cebe havale yöntemiyle yatırdığı, sanığın T.C kimlik numarası olarak da katılan ...'ın kimlik numarasını verdiği, paranın aynı gün ATM'den çekildiği, kamera görüntülerindeki şahsın kuvvetle muhtemel sanık olduğuna dair bilirkişi raporlarının düzenlendiği,
bu şekilde sanığın özel belgede sahtecilik ve basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanığın suçlamayı kabul etmediği, mevcut güvenlik kamera görüntülerindeki parayı çeken şahsın sanığa benzediği ve muhtemelen aynı kişi olduğuna dair uzmanlık raporları ile bilirkişi raporlarının dosyada mevcut olduğu, yine mahkemece duruşmada yapılan gözlemde fotoğraflarda yer alan kişinin sanık olduğuna dair kesin kanaate varıldığının kabul edildiği,
katılanların iddiaları doğrulayarak sanık hakkındaki şikayetlerini devam ettirdikleri ve katılan ...'in zararının giderilmediği, bu şekilde toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın özel belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına, tekerrürre esas geçmiş yükümlülüğü bulunması nedeniyle mükerrelere özgü infaz rejimin uygulanmasına,
sanığın geçmişi, yargılama sürecindeki davranışları, suç işleme eğilimi ve kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığı vb. nedenlerle takdiri indirim nedeninin uygulanmamasına, cezaların ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine takdiren yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, ancak;
1. İddianamede sevk maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gösterildiği halde 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi uyarınca hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2. Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekliliği,
3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 Tarihli ve 2015/26 Esas, 2015/369 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, özel belgede sahtecilik suçu yönünden başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/25784, K. 2023/8213, 9 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama