KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/4298 E., 2024/495 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/613 E. 2016/32 K.
- Suçlar
- Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Düzeltilerek onama, bozma
Karar Metni
948 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2014/613 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ile cezasının infazından sonra denetim tedbirlerinin uygulanmasına,
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ile cezasının infazından sonra denetim tedbirlerinin uygulanmasına,
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın kesinleşmiş hapis cezası bulunduğundan bahisle arandığı, olay tarihinde şüphe üzerine güvenlik güçlerince durdurulduğu, kimliğinin ibrazı istendiğinde ismini kardeşi ... olarak söylediği ve buna ilişkin olarak davaya konu sahte cüzdanını ibraz ettiği; yapılan kontrolde yakalanan kişinin sanık ... olduğunun tespit edildiği, bu şekilde sanığın, üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik ve hakkında işlem yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira suçlarını işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık aşamalarda sahte kimlik kullandığını ikrar etmiş, kovuşturma aşamasındaki savunmasında kendisini kardeşi ... olarak tanıttığını inkar etmiştir.
3. Mahkeme tarafından; her ne kadar sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılması talebiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın kovuşturma ya da soruşturma engelleme amacı bulunmadığı, hakkında yakalama mevut olduğu, ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk görevlileri tarafından yakalama işleminin yapıldığı sırada kardeşi ... adına düzenlenmiş kimliğin ele geçtiği ve 18.11.2014 tarihli tutanak içeriğine göre ismini ... olarak beyan ettiği, bu suretle eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu ayrıca; 20.11.2014 tarihli ekspertiz raporuna göre de sanığın üzerinden çıkan nüfus cüzdanın aldatma kabiliyetini haiz, sahte belge olduğu tespit edilmekle temyize konu hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
2. Sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahati oluşur.
Somut olay değerlendirildiğinde; kolluk görevlilerince yapılan yakalamada sanığın, hakkında yakalama kararı bulunması nedeni ile kardeşi ...'un kimlik bilgilerini kullandığı işlem yapılırken kolluk görevlilerinin sanığın beyanlarını inandırıcı bulmaması ve ısrarcı olmaları sonucunda sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği, kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşıldığından,
sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/4298, K. 2024/495, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama