KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/8926 E., 2024/3834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/145 E., 2016/528 K.
- Suçlar
- Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
1.028 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/145 Esas, 2016/528 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, neden belirtmeden hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyetleri ve farklı suçlardan yakalama kayıtları olması nedeniyle, mağdur ...'in kimlik bilgileri kullanmak suretiyle yapılan sürücü belgesini kullandığı, sanığın içinde bulunduğu 01 DYJ 83 plakalı aracın durdurulduğu, sanık tarafından mağdur adına tanzim edilmiş sürücü belgesinin kolluk görevlilerine ibraz edildiği, yapılan parmak izi incelemesi sonucunda sanığın gerçek kimlik bilgilerine ulaşıldığı ve ibraz ettiği sürücü belgesinin sahte olduğunun anlaşıldığı, kriminal raporuna göre suça konu sürücü belgesinin aldatma kabiliyetini haiz olduğu, bu şekilde sanığın resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; daha öncesinde tanımadığı mağdur adına tanzim edilmiş sürücü belgesini Adana'da ...isimli kişiye 250,00 TL karşılığında yaptırdığını, mağdurun kimlik bilgilerini soy ismini bilmediği ...isimli kişiden temin ettiğini, hakkında 13 ayrı suçtan arama kaydı olduğu için suça konu işlemi gerçekleştirdiğini beyan etmiştir.
3. Uzmanlık raporuna göre, sürücü belgesinin tamamen sahte ve aldatma niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
4. 24.03.2016 tarihli duruşmada, sürücü belgesinin incelenmesinde, sürücü belgesindeki unsurların tam olduğu, fotoğraf olarak şu anda duruşmada hazır olan sanığın fotoğrafının baskılı şekilde yer aldığı, sahteciliğin ilk başta dikkati çekmediği, kriminal incelemeyle sahteciliğin anlaşılabileceği tespit edilmiştir.
5.Mahkemece, suça konu belge getirilip incelenerek, tüm dosya kapsamıyla sanığın atılı suçları işlediğinin kabulü ile her iki suç yönünden mahkûmiyetine ilişkin hükümler kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu,
bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5236 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahati oluşur.
Somut olayda; suç tarihinden önce aranması bulunan sanığın olay tarihinde görev yapan kolluk kuvvetlerince durumundan şüphelenilerek kimliği sorulduğunda üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak daha öncesinde tanımadığı mağdurun bilgilerinin yer aldığı suça konu sürücü belgesini ibraz ettiği, ancak kolluğun sürücü belgesinin sahte olabileceğinden şüphelenmesi üzerine polis amirliğine intikal ettirildiği,
burada yapılan parmak izi çalışması sonucunda sanığın ibraz ettiği sürücü belgesinin kendisine ait olmadığının anlaşıldığı ve bu kabule göre, sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği ve başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz,
kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği ve ayrıca bu kimlik veya beyanla ilgili olarak bir belge düzenlenmesine sebebiyet vermediği nazara alındığında sübuta konu eylemin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/8926, K. 2024/3834, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama