Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2022/11238 E. , 2025/1639 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/319 E. 2022/222 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temy
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2022/11238 E. , 2025/1639 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/319 E. 2022/222 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde Sanığın, bir şekilde ele geçirdiği katılan ...’e ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırdığı, kendisini Müslüm olarak tanıtarak diğer katılan şirketin iki ayrı şubesinden, sahte satış sözleşmeleri imzalayarak alışveriş yaptığı, borçlarını vadesinde ödemeyerek haksız menfaat elde ettiği, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği iddia edilen olayda, Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1.Mahkemece her ne kadar sanığın kullandığı sahte nüfus cüzdanının, katılan şirket tacir olduğu cihetle yetkilisine karşı aldatma kabiliyetinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek eylemlerin tek bir basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de, sanığın, katılan ...'e ait, üzerinde fotoğraf değişikliği suretiyle tahrifat yapılan ve kamu kurumu olan nüfus müdürlüğünün maddi varlıklarından olan nüfus cüzdanını kullanarak katılan şirketin değişik şubelerinde ve farklı zamanlarda sözleşme imzalayıp sözleşmeye konu malları menfaat temin ettiğinin toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, sübut bulan eylemleri nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nin 158/1-d, 43/1 maddeleri uyarınca zincirleme şekilde işlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek ve delillerin takdirinde hata edilerek tek bir basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, 2.Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihlerinin "22-24/03/2013, 02/04/2013" tarihleri olarak gösterilmesi yerine "02/03/2014 ve öncesi" şeklinde gösterilmesi, 3.Kabule göre de; sanığın eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabul edildiği ve hükümden önce 02.12.2016 tarih, 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile getirilen değişiklik uyarınca 5237 sayılı TCK'nin 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu uzlaştırma kapsamına alındığı hâlde, 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, uzlaştırma işlemleri uygulanmadan sonuca gidilmesi, B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1.Mahkemece her ne kadar suça konu sözleşmeler nedeniyle sanığın zincirleme şekilde işlenen özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nin "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetildiğinde, UYAP sisteminde yapılan incelemede sanık hakkında, benzer nitelikteki fiili olan katılan ...'ün kimliğini kullanarak 22.05.2013 tarihinde sabit telefon hattına ilişkin sözleşme imzalaması eylemi nedeniyle İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli, 2014/76 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararıyla resmi belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarihli, 2017/13855 Esas, 2020/1290 Karar sayılı ilamıyla, zincirleme suç eleştirisi yapılarak, onanması suretiyle kesinleştiği, yine, benzer nitelikteki fiili olan katılan ...'ün kimliğini kullanarak 24.03.2013-23.04.2013 tarihleri arasında farklı işyerlerinden alışverişler yaparak sözleşmeler ve senetler imzalaması eylemleri nedeniyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 10.01.2019 tarihli, 2018/2403 Esas, 2019/10 Karar sayılı kararıyla 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiğinin anlaşılması karşısında, mükerrer yargılamanın önlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilebilmesi bakımından, UYAP üzerinden ve sair surette varsa benzer davaları ile anılan dosyaların akıbeti araştırılarak ilgili dava dosyaları ile varsa diğer dosyalarının da getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine nazaran sanığın eylemlerinin, her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, 2.Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihlerinin "22-24/03/2013, 02/04/2013" tarihleri olarak gösterilmesi yerine "02/03/2014 ve öncesi" şeklinde gösterilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının DİKKATE ALINMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.