Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/3955 E. , 2023/11141 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 10.05.2023 SAYISI : 2010/175 E., 2012/110 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet EK KAR
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/3955 E. , 2023/11141 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 10.05.2023 SAYISI : 2010/175 E., 2012/110 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet EK KARAR ; Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi Düşme, kısmi Onama 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 311 inci maddesi uyarınca, eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olması karşısında, sanık müdafiinin 02.05.2023 tarihli dilekçesinin içeriği itibariyle eski hale getirme ile birlikte temyiz istemine ilişkin olduğu gözetilerek, Mahkemenin sanık müdafiinin dilekçesi hakkında temyiz talebinin reddine ilişkin verdiği 10.05.2023 tarihli ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilmiştir. Sanığın yokluğunda verilen hükümlerin, sanığın bilinen son adresine tebliğ edilmesi, tebligat yapılamaması durumunda bu defa MERNİS adresinin tespitini yaparak tebligat zarfı üzerine söz konusu adresin MERNİS adresi olduğu belirtilerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması, MERNİS adresinin bulunmaması halinde ise, kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun'un 35 inci maddesine göre tebligat yapılması gerektiği gözetilmeden, somut olayda, sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca çıkarılan tebligatın muhatabın taşındığından bahisle iade edilmesi üzerine aynı adrese aynı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca tebligat yapılmasına karar verildiği, ancak bu tebliğ işleminin daha önce adli mercilerce bu adrese usulüne uygun tebligat yapılmamış olması nedeniyle usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2012 tarihli ve 2010/175 Esas, 2012/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 8.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; hüküm tarihi itibariyle sanığın yurt dışında ve ceza evinde olduğuna, yapılan tebligattan haberinin olmadığına, eski hale getirme talebinin kabul edilerek temyiz hakkının tanınmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Katılan ... Dericiye ait 28.02.2006 keşide tarihli ve 4.000,00 TL bedelli çekin doldurulmuş vaziyette iken kayıp/çalıntı nedeniyle keşidecisinin elinden çıktığı, suça konu çeki bir şekilde ele geçiren sanık ...'ın çeki ciro ederek... Finans Danışmanlık Hizmetleri şirketinin yetkilisi ...'a vermek suretiyle menfaat temin ettiği, bu şekilde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın suça konu çeki kimden hangi hukuki ilişkiye istinaden aldığı hususunda herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmemesi, çekte birinci ciranta konumunda bulunan Tasfiye Halindeki S.S.... Konut Yapı Kooperatifi unvanlı bir kooperatifin kayıtlarda bulunmaması, çek üzerinde yer alan imzaların aidiyeti hususunda yaptırılan bilirkişi raporunun içeriği, tarafların beyanları ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanık ...'ın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği ve bu hususun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezasının türü ve üst haddine göre; aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. V. KARAR A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2012 tarihli ve 2010/175 Esas, 2012/110 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2012 tarihli ve 2010/175 Esas, 2012/110 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.12.2023 tarihinde karar verildi.