İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2023/7150 Karar: 2024/10100 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/7150 K.2024/10100

11. Ceza Dairesi 2023/7150 E. , 2024/10100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6614 Değişik İş SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YA

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2023/7150 E. , 2024/10100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6614 Değişik İş SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YA

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2023/7150 E. , 2024/10100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6614 Değişik İş SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.06.2022 tarihli ve 2022/79666 Soruşturma, 2022/87429 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.03.2023 tarihli ve 2022/6614 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 01.03.2023'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2023 tarihli ve 2023/12973 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/121274 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/121274 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, somut olayda, müştekinin firmalarına ait Boeing 747-281F model ve 23139 seri numaralı uçağı Airlift Me Dwc-Llc firmasına sattıkları, satışın Amerika ülkesinde sicile tescili sırasında bu uçağın haberleri olmaksızın şüpheli tarafından bir başkasına satılarak tescil işlemlerinin gerçekleştirilmiş olduğu, yaptıkları araştırmada uçağın satış işlemlerinin Moldova'da yapılmasından sonra Amerika'da bulunan siciline işlendiğini öğrendikleri yönündeki iddialara ilişkin yapılan soruşturma sonunda, müştekiye ait uçağın satışına ilişkin belgelerin sahte olduğuna dair müştekinin iddiası dışında başkaca delil bulunmadığı ve taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müşteki ile şüpheli arasındaki iş ilişkisinin niteliğinin tespiti ile şüphelinin ifadesinde müştekiden yetki belgesi aldığını belirtmesine karşın, anılan yetki belgesinin hangi yetkileri ihtiva ettiği hususu ile şüphelinin anılan işlemler sırasındaki rolünün tam olarak tespit edilmesi, soruşturmaya konu Boeing 747-281F model ve 23139 seri numaralı uçağın sahiplik bilgilerinin ilgili kurum veya kuruluşlardan sorularak tespit edilmesi ile müşteki vekilinin şikâyet dilekçesi ekinde ibraz ettiği ve sahteliği iddia olunan vekâletname ve sözleşme asıllarının getirtilmesi suretiyle sahteliği iddia olunan belgelerde bulunan yazı ve imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi şirkete ait olan Boing marka 747-281F model 23139 seri numaralı uçağın Airlift ME DCW-LLC isimli şirkete satışı sonrası sicile kayıt işlemleri sırasında, şikâyetçi şirket ile herhangi bir bağlantısı bulunmayan şüpheli tarafından şirketin bilgi ve rızası dışında sahte belgelerle Greenapple Inc. isimli farklı bir şirkete satılarak Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma Bakanlığı Federal Sivil Havacılık İdaresi nezdinde tescil ettirildiğinin öğrenildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelinin ifadesinde uçağın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, geçici olarak şikâyetçi şirket adına tescil ettirildiğini, daha önce de bir çok kez uçağın tescil işlemlerinin yetki belgesine istinaden kendisi tarafından yapıldığını, bu hususun Gürcistan, Ermenistan ve Moldova Sicil Havacılık Müdürlüklerinden araştırılabileceğini beyan etmesi karşısında; bahse konu uçağın mülkiyet bilgilerinin ilgili kurumlardan da sorulmak suretiyle dosyaya celp edilmesi, şüpheliden varsa bu hususa ilişkin elinde bulunan evrak ve belgeleri ibraz etmesinin talep edilmesi, şikâyet şirket yetkilisi olduğu bildirilen İsmail Ziya Uzel'in şüphelinin de savunması doğrultusunda beyanının alınması, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından sorulmak suretiyle şüphelinin şikâyetçi şirkette çalışıp çalışmadığı, ortak veya yetkili sıfatı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, şüphelinin savunmasında belirttiği önceki tescil ve terkin işlemleri ile ilgili araştırma yapılması, şikâyet şirket adına düzenlenen ve sahte olduğu bildirilen belge asılları temin edilerek gerekli görülmesi halinde belgeler üzerindeki yazı ve imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken; "...toplanan deliller karşısında uçağın satış ve tescil işlemlerinin yurt dışında yapılmış olduğu ancak satış ve tescil işlemlerine esas olan belgelerin Türkiye'de düzenlenip tercüme ettirilerek onaylanmış bulunduğu nazara alınarak Türkiye'de düzenlendiği bildirilen belgelerin sahte olduğuna dair müşteki tarafın iddiası dışında bu eylemin gerçekleştiğine dair yeterli şüphe elde edilememiştir. Öte yandan uçağın alım satımı ve mülkiyet konusunun taraflar arasında hukuki nitelikte bir ihtilaf olduğu, bu olayda da nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.03.2023 tarihli ve 2022/6614 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla