Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/1453 E. , 2026/3517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1380 E., 2023/4686 K. SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat, ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Ret, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edile
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/1453 E. , 2026/3517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1380 E., 2023/4686 K. SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat, ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Ret, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin19.04.2021 tarihli ve 2020/241 Esas, 2021/134 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 204/1, 62, ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6'şar ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ..., ... ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca kaldırılmasına ve resmi belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A- Temyiz Sebepleri Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın bozularak sanıkların atılı tüm suçlardan cezalandırılmalarına karar verilmesine ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B- Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümleri yönünden Dolandırıcılık suçu açısından iddianamede her ne kadar 24.11.20 16... sayılı kanunun 14. maddesi ile yürürlüğe giren TCK'nın 158/3 maddesinin uygulanması da talep edilmiş ise de, suç tarihinin 12.02.2015 olması nedeniyle sanıklar hakkında bu maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı belirlenerek yapılan değerlendirme sonucu; 5271 sayılı Kanun’un 286/2-g maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2. Sanıklar ... ve ... haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümleri yönünden a.Suça konu çekin orjinal çek olduğu, sanıklar ... ile ...'un suça konu çeki kendisini keşideci şirket'in yetkisi olduğun tanıtan kişiden aldıklarını savunmaları, keşideci şirket yetkilisi olan...'in suça konu çekin rızası dışında elinden çıktığına bir suç duyurusu veya tespit davası açmadığı, suça konu çek keşideci imzasın basit tersimli olması nedeniyle...'e ait olup olmadığı hususunda olumlu veya olumsuz kanaat bildirilemediğine dair kriminal rapor, suça konu çekteki keşideci imzası ile çekin ön yüzündeki yazıların sanıklar ... ile ...'a ait olmadığına dair Kriminal rapor, sanıkların hayvan ticareti nedeniyle müşteki ...'e suça konu çek ile birlikte teminat olarak dosya içerisinde mevcut ve müşteki tarafında İcra takibine konu edilen senedi de vermiş olmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar ... ile ...'un çekle birlikte teminat olarak senette vermiş olması karşısında, sanıklar sahte keşideci imzası bulunduğu iddia edilen çeki müşteki ...'e sahteliğini bilerek veya isteyerek vermelerinin veya keşideci yerine sahte imza atmak suretiyle vermelerinin hayatın olağan akışa aykırı olduğu, sanıklar hakkında benzer suçlar nedeniyle haklarında soruşturma veya başkaca devam eden dava dosyalarının bulunmadığı gibi adli sicil kayıtlarında da benzer suçlardan herhangi bir mahkumiyetlerinin bulunmaması, dolayısı ile sanıkların müsnet suçu işlediklerine dair şüpheden öteye geçmeyen deliler elde edilememesi ve şüpheden sanık yararların ilkesi gereğince sanıkların beraatine karar verilmiş ise de; Sanıklar ... ve ...'nun istinaf mahkemesindeki kabuldeki gibi çeki .... ve .... Ltd. Şti. yetkilisinden değil İstanbul'dan gelen bir pazarcıdan alıklarını söyledikleri fakat bu kişinin kimlik bilgileri ile ilgili bilgi vermedikleri, şirketin İstanbul'da değil Keşan'da faaliyet gösterdiği, sanıkların hazırlık aşamasındaki beyanlarında hayvanları kimin aldığı konusunda birbirlerini suçlayarak çelişkili savunmalar yaptıkları, çekin sahte çıkmasına rağmen aldıkları hayvanların bedelini ödememeleri ve bononun icraya konulmasına sebebiyet vermeleri, buna göre sahte çek kullanmalarının hayatın olağan akışına aykırı kabul edilemeyeceği nazara alındığında, sanıkların çekin sahteliğini bilerek kullandıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olduğundan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması, b. Suç tarihi 12.02.2015 olduğu halde gerekçeli karar başlığına 20.05.2015 olarak yazılması, c- İlk Derece Mahkemesi tarafından sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi delaletiyle Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g, maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıkların beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1.Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik ile sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat hükümleri yününden; Değerlendirme ve Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin ilgili kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ... ve ... haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümleri yönünden; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının, değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Yargıtay Üyesi ...'ın "c" alt bendindeki bozma nedeni yönünden karşı oyu ve oy çokluğuyla diğer yönlerden oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğuna" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira; CMK' nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303 maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK' nın 303 maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır. Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK' nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır. CMK' nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır. Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK' nın 217/1 maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde delillerin bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamankta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır. Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir. Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK' nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK' nın 226 maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir. Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK' nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK' nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır. Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK' nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ilk derece mahkemesince kısmen beraat kısmen mahkumiyet kararı verilmiş; bölge adliye mahkemesi, resmi belgede sahtecilikten kurulan mahkumiyet hükmünü duruşma açmaksızın kaldırarak sanıkların beraatine hükmetmiştir. Uyuşmazlık, suça konu çekin sahteliğinin bilinerek kullanılıp kullanılmadığı ile istinaf mahkemesinin duruşma açmadan beraat kararı verip veremeyeceğine ilişkindir. Katılan vekili kararı temyiz etmiştir.
Hukuki İlke: CMK 286/2-g maddesi uyarınca on yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz incelemesine tabi olmadığından bu yöndeki temyiz reddedilir. Bölge adliye mahkemesi, mevcut delilleri yeniden değerlendirerek ilk derece mahkemesinin kabulünden farklı biçimde beraat kararı veremez; CMK 303/1-a maddesi bu hâle uygulanmaz. Farklı hüküm kurulacaksa CMK 280/1-g uyarınca duruşma açılıp taraflar çağrılarak deliller değerlendirilmeli ve maddenin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulmalıdır (TCK 204/1, 62, 53; CMK 223/2-e).
Uygulama Sonucu: Bir kısım beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin reddine; resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerinin ise oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir (CMK 302/2).
Dava Strateji Notu: İstinaf mahkemesinin duruşma açmadan mahkumiyeti kaldırıp beraat vermesi usule aykırılık oluşturduğundan, savunma bu usuli kazanımı korumak isterse CMK 303/1-a ile 280/1-g ayrımını gözetmeli; kararın karşı oyla verildiği ve usul yönünden bozulabileceği hesaba katılmalıdır. Ayrıca beraat kararlarına karşı CMK 286/2-g temyiz sınırı değerlendirilmelidir.