İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/1758 Karar: 2024/12671 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/1758 K.2024/12671

11. Ceza Dairesi 2024/1758 E. , 2024/12671 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.09.2022 tarihli ve 2022/150992 Soruşturma, 2022/123026 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin,

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/1758 E. , 2024/12671 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.09.2022 tarihli ve 2022/150992 Soruşturma, 2022/123026 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin,

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/1758 E. , 2024/12671 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.09.2022 tarihli ve 2022/150992 Soruşturma, 2022/123026 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 04.11.2022 tarihli ve 2022/1246 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 04.11.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.01.2024 tarihli ve 2022/33875 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2024 tarihli ve KYB-2024/7821 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2024 tarihli ve KYB-2024/7821 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Dosya kapsamına göre; şüphelilerin müştekiye yönelik başka bir eylemi ile ilgili olmadığı, şüphelilerin aynı eylemlerinden dolayı mükerrer soruşturma yapılamayacağından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; somut olayda şüphelilerin 2016, 2017 ve 2018 yıllarında işledikleri iddia edilen eylemlerinden dolayı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 08/0/2021 tarihli 2020/76948 soruşturma, 2021/38248 esas, 2021/27974 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, Ankara 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/806 esasına kayden yapılan yargılama sırasında müştekilerin taşınmazlarına ilişkin iddianamede anlatım bulunmadığından iddiaların değerlendirilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesindeki "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye nazaran mahkemenin iddianame anlatımında yer almayan bir fiille ilgili olarak hüküm kuramayacağı bu hususun delil toplanarak ya da ek savunma ile giderilemeyeceği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225/1. maddesi; "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un, "Suçun hukuki niteliğinin değişmesi" başlıklı 226/1. Maddesinde; "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez." hükmü yer almaktadır. 7. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.06.2020 tarihli ve 2018/11-604 Esas, 2020/269 Karar sayılı kararı ile benzer kararlarında da açıklandığı üzere; "...iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır...Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir..." denilmektedir. 8. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 12.08.2008-12.06.2019 tarihleri arasında şikâyetçi şirketin ortak ve yetkilileri olan şüphelilerin, bu süreçte şirket aleyhine faaliyetlerde bulunarak şirketi zarara sokmak suretiyle kendi lehlerine menfaat temin ettiklerinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.09.2021 tarihli ve 2020/76948 Soruşturma, 2021/38248 Esas sayılı iddianamesi ile şüpheliler hakkında, "...Olayla ilgili düzenlenen 04/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda; şüpheli ...'nın müşteki şirkette 12/08/2008 - 12/06/2019 tarihli arasında şirket ortağı, temsil ve iltizama yetkili şirket müdürü olduğunun, şüpheli ...'un da müşteki şirketin ortağı ve Ankara 5. Noterliğince düzenlenen vekaletname ile şirketi vekaleten temsile yetkili olduğunun, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında şüphelilerin ilişkili oldukları Ak-Med Grup Medikal Ltd. Şti. Lehine işlemler ile toplam 10.843.301,00 TL, Fed Sağlık Ürünleri Ltd. Şti. Lehine işlemler ile toplam 133.374,00 TL, Üstünay Otomotiv Ltd. Şti. Lehine işlemler ile toplam 8.929.587,00 TL olmak üzere toplamda 19.906.262,00 TL müşteki şirket aleyhine yapılan işlemler ile müşteki şirket zararına sebebiyet verildiğinin, şüphelilerin kendi adlarına yapmış oldukları işlemler ile şüpheli ... lehine toplam 613.979,00 TL, şüpheli ... lehine toplam 460.674,00 TL olmak üzere toplamda 1.074.653,00 TL müşteki şirket aleyhine yapılan işlemler ile müşteki şirket zararına sebebiyet verildiğinin, bu nedenle 2016, 2017 ve 2018 yıllarında iş bu eylemler ile ilgili şüphelilerin sözleşme, şirket bilgisi ve iradesi dahilinde yapılan resmi ödeme belgeleri vs. yasal geçerli belge sunulmadığı sürece müşteki şirket zararına sebep olarak müştereken sorumlu olduklarının belirtildiği, Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin ortağı oldukları ve şirketi temsile yetkili oldukları 2016, 2017 ve 2018 yıllarında bilirkişi raporunda belirtilen şekilde ilişkili oldukları şirketler ile yapılan işlemler ve kendi adlarına yapmış oldukları işlemler ile müşteki şirket zararına sebebiyet vererek zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair kamu davasının açılmasını gerektirir yeterlilikte delil elde edildiğinden..." bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı, Ankara 73. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2021/806 Esas sırasında devam eden yargılama sırasında, soruşturma aşamasında temin edilen 15.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, "...müşteki şirket adına satın alınan taşınmazın alım bedelleri çok yüksek olması karşısında, tespit edilen rayiç değerinin oldukça düşük olduğu, taşınmazın satın alım bedelleri ile soruşturma dosyasında yer alan değerleme raporunda tespit edilen rayiç değerler arasında yaklaşık 17 kat fark bulunduğu, bu durumun ticari teamüllere uygun bir durum olmadığı..." şeklindeki iddialar yönünden kamu davası açılmadığı belirlenmek suretiyle suç duyurusunda bulunulmasına karşın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.09.2022 tarihli ve 2022/150992 Soruşturma, 2022/123026 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında yer alan "...Mahkemece yargılama devam ederken şüpheliler haklarında aynı olayla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulmuş ise de, Cumhuriyet Başsavcılığımızca düzenlenen iddianamenin yasal süresi içerisinde iade edilmediği, mahkemenin dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporlarını ve diğer delilleri takdir yetkisi, yargılama konusu olayla ilgili delil toplama yetkisinin bulunduğu, mahkemece eksiklik olarak belirtilen hususun yerinde tamamlanabileceği dikkate alındığında suç duyurusuna konu eylemin şüphelilerin müştekiye yönelik başka bir eylemi ile ilgili olmayıp, aynı eylemleri ile ilgili olduğu, bu durumda şüphelilerin aynı eylemlerinden dolayı mükerrer soruşturma yapılamayacağı, suç duyurusuna konu olay ve olay taraflarının aynı olduğu göz önüne alınarak Savcılığımızca olaydan dolayı mükerrer soruşturma yapılması olanağı bulunmadığı..." şeklindeki gerçekçe ile herhangi bir soruşturma işlemi yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Mahkemenin suç duyurusuna konu iddialar yönünden kamu davası açılmadığı anlaşılmakla, bahse konu Ankara 73. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2021/806 Esas sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, 15.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen gayrimenkuller ile ilgili araştırma yapılarak rayiç bedellerinin tespit edilmesi, bu anlamda satışlarda muvazaa olup olmadığının ortaya konulması, şüphelilerin bu iddialar yönünden de ifadelerinin alınması, gerekli görülmesi halinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 225 ve 226. maddeleri de göz ardı edilerek, hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 04.11.2022 tarihli ve 2022/1246 Değişik İş sayılı kararının,, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla