İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/2583 Karar: 2024/9468 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/2583 K.2024/9468

11. Ceza Dairesi 2024/2583 E. , 2024/9468 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1193 E., 2023/1473 K. SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 15.02.2024 tarihli ve 2023/6118 Esas, 2024/

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/2583 E. , 2024/9468 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1193 E., 2023/1473 K. SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 15.02.2024 tarihli ve 2023/6118 Esas, 2024/

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/2583 E. , 2024/9468 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1193 E., 2023/1473 K. SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 15.02.2024 tarihli ve 2023/6118 Esas, 2024/1746 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve 11-2023/109347 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanık ...'a müdafii atanması ve sorgusunun müdafii huzurunda yapılması gerektiğinden bahisle temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararının kaldırılmasına ve sanığın temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2022/2-155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir. Aynı kararda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin, karar tarihinden sonraki kararlara uygulanacağı, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka uygunluk taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında; İlk Derece Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 156 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sanık ...'a resen müdafii tayin edildiği ancak Bölge Adliye Mahkemesince açılan duruşmada, söz konusu müdafii hazır bulunmadığı gibi aynı Kanun'un 151 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca görevlendirilecek başka bir müdafiinin hazır olması sağlanmadan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla; sanığa isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bentleri uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığa müdafi atanması ve sorgusunun müdafii huzurunda yapılmasında zorunluluk bulunması, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. Bu nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 15.02.2024 tarihli ve 2023/6118 Esas, 2024/1746 Karar sayılı temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararının KALDIRILMASINA, 3.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2023/1193 Esas, 2023/1473 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.07.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla