İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/2831 Karar: 2024/14947 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/2831 K.2024/14947

11. Ceza Dairesi 2024/2831 E. , 2024/14947 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2200 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : A

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/2831 E. , 2024/14947 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2200 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : A

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/2831 E. , 2024/14947 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2200 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2023 tarihli ve 2022/289712 Soruşturma, 2023/16877 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.04.2023 tarihli ve 2023/2200 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 12.04.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.03.2024 tarihli ve 2023/29644 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31973 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31973 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, şüphelinin gerçekte olmayan ihaleleri müştekilere varmış gibi göstererek kendilerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlenmiş gözüken sahte ihale davet formları gönderdiği, yine ihaleler için olduğu konusunda müştekileri aldatıp teminat mektupları düzenlemelerini sağlayarak kendilerinden ihalelere katılım amaçlı ve şantiyelerde kullanılacağından bahisle para almak suretiyle haksız yarar sağladığının iddia edildiği somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli hakkında yüklenen suçtan kamu davası açmak için yeterli delil bulunmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müştekiler vekili tarafından sunulan 02/12/2022 tarihli şikayet dilekçesi ekinde, şikayete konu ihale davet form çıktılarının, ilgili teminat mektubu suretleri ile söz konusu ihale davet mektuplarının mesaj yoluyla müştekilere gönderildiğine dair taraflar arasında gerçekleştiği ileri sürülen mesaj kayıtlarının ve 122.000,00 Türk lirası tutarlı dekont suretinin sunulmuş olması karşısında, maddi gerçeğin tespiti bakımından; şikayete konu edilen ihalelerin gerçekten olup olmadığı ve müştekiler adına herhangi bir ihale başvurusu gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği araştırılarak, varsa ilgili belgelerin temin edilmesi, müştekiler tarafından şüpheliye gönderildiği belirtilen ödemelere ilişkin kayıtlar ile teminat mektuplarının ilgili bankadan getirtilerek şikayet dilekçesi ekinde sunulan 04/10/2018 tarihli banka dekontunda belirtilen 122.000,00 Türk lirası tutarlı ödemenin şüpheliye hangi amaçla yapıldığının açıklığa kavuşturulması, şüpheli hakkında benzer soruşturma veya kovuşturma dosyaları varsa araştırılarak incelenmek üzere celp edilmesini takiben, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçiler ile şüphelinin 2017 yılından beri beraberce iş yaptıklarının ve bir kısım ihalelere katıldıklarının, şüphelinin 28.08.2018 ve 08.02.2019 tarihlerinde şikayetçilere mail gönderdiğinin, bu maillerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Muğla Milas 500 kişilik Öğrenci Yurdu Çevre Düzenlemesi ve İlave İşler İnşaatı Yapım İşi ile 1500 Öğrenci Karma Yurt Çevre Düzenleme ve Eksik İşler Yapım İşi'ne ilişkin ihale açıldığını belirterek, 2018/396501 ve 2019/22078 İhale kayıt numaralı davet formlarını gönderdiğinin, ihale hazırlıkları kapsamında şikayetçilerden maddi menfaat temin ettiğinin ve yine bankalardan teminat mektupları aldığının, anılan ihalelerinin hiçbir zaman yapılmadığının, bankaların durumdan şüphelenmesi üzerine olayın farkına vardıklarının iddia olunması ile şüphelinin alınan ifadesinde; açmış olduğu davadan vazgeçirmek için hakkında asılsız şikayette bulunulduğunu söylemesi karşısında; ilgili makamlarla gerekli yazışmaların yapılarak, 2018/396501 ve 2019/22078 numaralı ihalelerinin bulunup bulunmadığının, varsa neye ilişkin olduğunun ve dosyada suretleri bulunan ihale davet formlarının sahte olarak düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, temin edilmesi durumunda belge asıllarının getirtilerek dosya arasına alınması, Halkbank ve Denizbank'tan sorulmak suretiyle, kesin ve geçici teminat mektuplarının bankaları tarafından verilip verilmediğinin açıklığa kavuşturulması, dosyada mevcut Vakıfbank'a ait dekont suretinde, 04.10.2018 tarihinde şikayetçilerden Ünal Ayhan'ın hesabından 122.000 TL'nin, verilen talimat üzerine şüpheli tarafından çekildiğinin görülmesi karşısında, buna ilişkin tüm belgelerin ilgili bankadan getirtilmesi, şüpheliye elden verildiği iddia olunan paralara ilişkin yazılı belge ya da muhasebe kaydı bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa dosyaya eklenmesi, şikayetçiler ile şüpheli arasında ceza ya da hukuk davası bulunup bulunmadığının belirlenmesi, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, "...esasen müşteki vekilinin şikayetine ilişkin konu ve hususların anlaşılamadığı, müşteki vekili şikayetinin mücerret iddialardan ibaret kaldığı ve dosya içerisinde herhangi bir biçimde doğrulanmadığı, sırf müştekinin anlatımından ibaret şikayetin de, şüpheli aleyhine davaya yeterli delil oluşturmadığı, müştekinin iddia konusu ettiği şüpheliye haksız ödemelerin taraflar arasında tazminata konu edilebilecek hukuki mahiyeti haiz bir konu olduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.04.2023 tarihli ve 2023/2200 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla