Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/2854 E. , 2024/10871 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/6632 Değişik iş SUÇLAR : Bedelsiz senedi kullanma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişil
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/2854 E. , 2024/10871 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/6632 Değişik iş SUÇLAR : Bedelsiz senedi kullanma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.07.2023 tarihli ve 2023/32295 Soruşturma, 2023/93314 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin, 10.11.2023 tarihli ve 2023/6632 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 10.11.2023'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 14.03.2024 tarihli ve 2023/30305 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2024 tarihli ve KYB-2024/32680 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2024 tarihli ve KYB-2024/32680 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Müştekiler vekilinin 07/02/2023 tarihli dilekçesi ile şüpheli ...'ın, sahibi olduğu ... Enerji A.Ş.'yi, müştekiler ... ve ...'ya ait ... Enerji Üretim A.Ş. isimli firmaya yaklaşık 55.000.000 USD bedelle devrettiğinin, enerji şirketini devir alan müştekilerin, ağır zarara uğratıldıklarından bahisle Ankara 30. Noterliği'nin 21/07/2022 tarihli ve 07049 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmelerin iptal edildiğini bildirmelerine rağmen, sözleşme kapsamında müştekiler tarafından verilen senetlerin şüpheli ... tarafından çevresindeki kişilere ciro ettirilerek nitelikli dolandırıcılık ve bedelsiz senet kullanımı suçunu işlediğinin ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma eylemlerine diğer şüphelileri de dahil ettiğinin iddia edilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, suç örgütüne yönelik bir tespit yapılmadığı, bedelsiz senedi kullanma suçu açısından, söz konusu senedin bedelinin tamamının veya bir kısmının ödenmiş olması ve şüphelinin buna rağmen söz konusu senedi kullanması gerektiği, soruşturma konusu olayda senedin bedelinin kısmen veya tamamen ödendiğine ilişkin bir iddia bulunmadığı, senedin düzenlenmesine konu olan sözleşmenin geçersiz olması halinde dahi senedin bedelsiz olduğu anlamına gelmediği, dolandırıcılık suçu açısından ise, müştekiler ile şüpheliler arasındaki uyuşmazlığın şirket devir ilişkisinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, hukuk mahkemelerinde dava açma haklarının olduğu, olayda herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; Öncelikle şüpheliler ... ve ... tarafından ciro edilen senetlerin gerçek bir borç ilişkisine dayanılarak ciro edilip edilmediğinin tespiti için ilgili şirket defter ve kayıtlarının getirtilerek incelenmesi ve ifadelerine başvurulmayan şüpheliler bulunduğu anlaşıldığından tüm şüphelilerin beyanları alındıktan sonra şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı CMK'nin 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden ...'ın yetkilisi olduğu ... Enerji A.Ş.'nin sahip olduğu tesisler ile birlikte şikâyetçiler ... ve ...'nun yetkilisi olduğu ... Enerji Üretim A.Ş.'ye 55.000.000 Dolar bedelle devri hususunda taraflar arasında sözleşme imzalandığının, sözleşme bedeli olarak diğer ödemelerin yanı sıra vade tarihleri farklı 8 adet 1.100.000 Dolar bedelli bononun şüpheliye teslim edildiğinin, sözleşme sonrası şüphelinin beyanlarının aksine şirkete ait elektrik üretim tesislerinin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Merkezine (YEKDEM) dahil olmadığının, bu kapsamda devlet desteğinden faydalanamadığının, sözleşme öncesi yapılan bir kısım hileli işlemler ile şirketin lisansının YEKDEM'e dahil edildiğine yönelik kabul tutanağı düzenlendiğinin tespit edilmesi üzerine Ankara 30. Noterliğinin 21.07.2022 tarihli ve 07049 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin ve sözleşme bedeli olarak tanzim edilen bonolar iptal edildiği halde, şüphelinin bu bonoları iştirak halinde hareket ettiği diğer şüphelilere aralarında gerçek bir ticari ilişki bulunmamasına karşın ciro ettiğinin ve bu bonoların şikâyetçi şirket aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.10.2022 tarihli ve 2022/138144 Soruşturma, 2022/110176 Karar sayılı dosyası getirtilip incelenerek şüpheliler ... ve ...'a yönelik bir kısım iddialar yönünden iş bu soruşturma ile mükerrerlik olup olmadığının belirlenmesi, olayla ilgili ifadeleri alınmayan tüm şüphelilerin ifadelerinin alınması, taraflar arasındaki icra/hukuk dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şikâyetçi şirket ile ... Enerji A.Ş. arasındaki sözleşme hükümleri de dikkate alınarak, şirkete ait tesisin durumunun araştırılması, tesiste üretilen elektriğin YEKDEM kapsamında devlet desteğinden faydalanıp faydalanmadığının, şirkete belirtilen usulsüzlükler nedeniyle herhangi bir idari veya cezai yaptırım uygulanıp uygulanmadığının ilgili bakanlıktan da sorulmak suretiyle tespit edilmesi, gerekli görülmesi halinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, tesisin mevcut durumda faal olup olmadığının, kimin işletmesinde bulunduğunun, sözleşmede kararlaştırılan bono bedelleri dışındaki diğer edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin belirlenmesi suretiyle şüphelilerin başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmedikleri ortaya konulduktan sonra, sonucuna göre şikâyet konusu bono bedellerinin tahsiline yönelik iddialar hakkında da bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden; "...ifadeler, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, müştekiler ile şüpheli ... arasında ... Enerji A.Ş 'in devri konusunda sözleşme imzalandığı ve söz konusu senetlerin bu sözleşmeye istinaden verildiği, müştekiler tek taraflı sözleşmeyi fesh ettiklerini beyan etmiş iseler de, yapılan araştırmada devredilen iş yerinin halen müştekiler tarafından işletildiği, müştekinin paravan şirket iddiasında bulunduğu ... Anonim Şirketinin yapılan araştırmada aktif bir şirket olduğunu, şirkete ait taşınmazların bulunduğunu, bankaların şirkete kredi verebileceğine dair yazılar bulunduğunu, kısaca şirketin paravan bir şirket olmadığı, şüphelilerin kendilerine ciro ile devredilen senetlerin ödenmesi için protesto çekilmesi ve haciz işlemlerine başlanmasının tek başına suç unsuru içermediği, yapılan araştırmada suç örgütüne yönelik bir tespit yapılmadığı, bedelsiz senedi kullanma suçu açısından, söz konusu senedin bedelinin tamamının veya bir kısmının ödenmiş olması ve şüphelinin buna rağmen söz konusu senedi kullanması gerektiği, soruşturma konusu olayda senedin bedelinin kısmen veya tamamen ödendiğine ilişkin bir iddia bulunmadığı, senedin düzenlenmesine konu olan sözleşmenin geçersiz olması halinde dahi senedin bedelsiz olduğu anlamına gelmediği, dolandırıcılık suçu açısından , müştekiler ile şüpheliler arasındaki uyuşmazlığın şirket devir ilişkisinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, hukuk mahkemelerinde dava açma haklarının olduğu, olayda herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı anlaşılmakla..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçelerle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin, 10.11.2023 tarihli ve 2023/6632 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.