Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/3198 E. , 2024/9172 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/420 E., 2016/80 K. SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olara
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/3198 E. , 2024/9172 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/420 E., 2016/80 K. SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında duruşmalardan haberdar edilmeyen ve gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeyen şikayetçi Denizbank A.Ş.nin, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçundan doğrudan doğruya zarar gördüğü belirlenerek, 5271 sayılı kanun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği davaya katılma hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçu yönünden katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede, sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 Tarihli ve 2013/420 Esas, 2016/80 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında 1. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) (yazıyla) inci maddesinin 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 2. Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 3. Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, 35 inci, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık temyizinde özetle; delillerin takdir ve değerlendirilmesinde hata edildiği, beraat gerektiği, aynı eylem nedeni ile dolandırıcılıktan iki kere ceza verildiği, teşebbüs hükümlerinin uygulanmadığı, zarar bulunmamasına rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediği gerekçeleri ile kararın bozulması istenmiştir. 2. Suçtan zarar gören Denizbank A.Ş. vekili temyizinde özetle; Denizbank’ın kamu davasına katılmasına karar verilmesini, sanığa müsnet suçlardan üst hadden cezalandırılması gerektiğini belirterek, zamanaşımı sürelerinin yakın olduğu da gözetildiğinde sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin onanmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de sanığa yükletilmesini istemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, katılanın kimlik bilgilerinin kullanıldığı sahte kimliklerle, katılan adına üç adet cep telefonu hattı abonelik sözleşmesini sahte olarak imzaladığı, Denizbank'a kredi başvurusunda bulunduğu, cep telefonlarından ikisinin faturalı hat olup birikmiş borçları bulunduğundan bahisle cezalandırılması istenmiştir. 2. Sanık özetle, suçlamaları ikrar etmiştir. 3. Dosyadaki bilirkişi ve ekspertiz raporlarında özetle; Avea abonelik sözleşmesindeki imza ile kredi başvurusundaki imzanın aynı elden ve sanığın ikrarı da gözetildiğinde sanıktan çıktığı, iki adet Turkcell abonelik sözleşmesi ile kredi başvurusundaki imzaların katılanın elinden çıkmadığı belirtilmiştir. 4. Turkcell Şirketi, katılan adına sanık tarafından açılan hatların borçlarını bildirmiştir. 5. Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanığın, katılan adına sahte nüfus cüzdanı ile açtırdığı iki adet GSM hattı borcunun fatura tarihlerinin 25.05.2013 olduğu anlaşılmış, bu suç bakımından "25.05.2013" şeklinde suç tarihinin gerekçeli karar başlığına mahallinde eklenmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Banka Veya Diğer Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Banka tarafından, sanığın, katılana ait sahte kimlikle ve sahte olarak imzaladığı kredi başvurusu tarihinin 19.03.2013 olarak bildirilmesi karşısında, bu suç bakımından "19.03.2013" şeklinde suç tarihinin gerekçeli karar başlığına mahallinde eklenmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılan ... vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. C. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz." hükümleri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanunu'nun 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı sahte telefon aboneliği sözleşmeleri düzenlemek suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kapsamındaki “özel belgede sahtecilik” suçunun değil, 5809 sayılı Kanun'un anılan maddeleri kapsamında olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 2. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56 ncı maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları ve 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 3. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 18.02.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. V. KARAR A. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Ve Banka Veya Diğer Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bendlerinde açıklanan nedenle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 Tarihli ve 2013/420 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararında sanık ve katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın ve katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 Tarihli ve 2013/420 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.