İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/3216 Karar: 2025/1096 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/3216 K.2025/1096

11. Ceza Dairesi 2024/3216 E. , 2025/1096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/970 Esas, 2023/1045 Karar SUÇLAR : Dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/3216 E. , 2025/1096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/970 Esas, 2023/1045 Karar SUÇLAR : Dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/3216 E. , 2025/1096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/970 Esas, 2023/1045 Karar SUÇLAR : Dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2012/256 Esas, 2021/154 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 10 ayrı mahkûmiyet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan ise beraat kararları verilmiştir. 2. Anılan kararların Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dolandırıcılık suçunun suç vasfının nitelik dolandırıcılık suçunu oluşturacağı ve kabule göre de uygulama hataları yönünden bozulduğu, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun ise örgüte üyelik suçu olarak sübuta erdiği gerekçesiyle bozulduğu belirlenmiştir. 3.Sanık müdafiinin bu bozma ilamını temyiz etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararı ile sanığın temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği "temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine" karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyizi; Bölge istinaf mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararına yöneliktir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, şöyle ki; '' e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g- Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h- Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verilir.'' şeklinde ifade edildiği, Dosya içeriğine göre, sanık hakkında İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2012/256 Esas ve 2021/154 Karar sayılı beraat ve mahkûmiyet kararlarının Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine yollamada bulunularak duruşma açılmaksızın beraat ve mahkumiyet hükümlerinin delil değerlendirmesi, suç vasıfları ve uygulama hataları yönlerinden bozulmasına karar verildiği, Oysa ki; anılan fıkranın yukarıda işaret edilen (e) ve (f) bentlerinde İlk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Kaldı ki; bozma kararının sanık hakkında basit dolandırıcılık suçu yerine daha fazla ceza ihtiva eden nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen beraat hükmünün ise, vasfının ve niteliğinin değiştirilerek suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan sanığın mahkûm edilmesi gerektiği yönünde olduğu dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesince usulüne uygun olarak duruşma açılıp, ilk hükmün niteliğinin değiştirilerek ya da ceza miktarınin artırılarak karar verilmesi durumunda, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesinde belirtilen 5 yıllık ceza sınırının altında dahi kalsa temyiz kanun yoluna tabi olacağı, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda izah edilen uygulaması ile temyiz kanun yoluna başvurma hakkı olan tarafların temyiz haklarını kullanmalarının önüne geçileceği, oysa uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak karar vermek yerine sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırı şekilde 29.05.2023 tarihli bozma kararı verildiği ve bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesi tarafından bozma kararına yönelik temyiz isteminin kesinlikten reddine dair ek karar karar verildiği anlaşılmış ise de, ek kararın konusunu oluşturan bozma kararı hatalı olduğundan anılan ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay Üyesi ...'nın karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Aliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine, kararın bir örneğinin ise İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Uyuşmazlık konusu bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen bozma kararlarına karşı temyiz yasa yoluna gidilip gidilmeyeceğine ilişkindir. 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının-e ve f bentlerinde Bölge Adliye Mahkemesi Ceza dairelerinin hangi hallerde bozma kararı verebileceği, CMK'nın 289. maddesinde ise hukuka kesin aykırılık halleri istisnai ve sınırlı bir şekilde sayılmıştır. CMK'nın 286/1. maddesinde bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceği başka bir deyişle bozma kararlarının kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği açık ve tereddütsüz bir şekilde belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin CMK'nın 280 ve 289. maddelerine aykırı bir şekilde bozma kararı vermesi ve bu kararın hukuka aykırılık oluşturması CMK'nın 286. maddesindeki açık düzenleme karşısında bu kararın "kesin ve temyiz edilemez" olması niteliğini değiştirmez. Sonuç olarak; 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf incelemesi neticesinde vermiş oldukları BOZMA kararlarının kesin nitelikte olduğu, bu itibarla bozma kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurma olanağının bulunmadığı, sanık müdafiin temyiz isteminin bu gerekçe ile CMK'nın 296/1. maddesi uyarınca reddine ilişkin ek kararın, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddi ile ek kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla