Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/4032 E. , 2025/956 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/479 E., 2023/322 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üz
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/4032 E. , 2025/956 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/479 E., 2023/322 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2023 tarihli ve 2022/479 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 05.06.2024 tarihli ve 2024/1249 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/66829 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/66829 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde yer alan, "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafi tayini gerekmediği anlaşılmış ise de, sanığın mahkeme huzurunda alınan 23/02/2023 tarihli savunmasında, müdafii huzurunda savunmasını yapacağını beyan etmesine rağmen, müdafii görevlendirilmesi yapılmaksızın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde, 2- 23/05/2023 tarihli oturumda verilen ara kararı ile duruşma günü 25/05/2023 tarihine bırakıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/1. maddesine aykırı olarak sanığa haber verilmeksizin yokluğunda 26/05/2023 tarihinde oturum açılmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilerek savunma hakkının kısıtlanmasında, 3- Müştekinin zararının kamu davası açıldıktan sonra 23/02/2023 tarihinde Akbank hesabından havale işlemi yapılarak giderildiği ve buna ilişkin banka dekontunun dosyaya ibraz edildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerine göre 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un "Kararların verilmesi usulü" başlıklı 33. maddesi; "Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir. " Şeklindedir. 2. 5271 sayılı Kanun'un "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinde; "(1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. (3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez." Hükümlerine yer verilmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın duruşmada hazır bulunmaması" başlıklı 193. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, "Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz."; aynı Kanun'un "Sanığın duruşmadan bağışık tutulması" başlıklı 196. maddesinin birinci fıkrasında, "Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir."; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur. " hükümleri yer almaktadır. 4. 5271 sayılı Kanun’un, “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesi; "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" Şeklinde düzenlenmiştir. 5. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 tarihli ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere; "...sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Nitekim 1412 sayılı CYUY'nın 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesine göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir." 6. 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinin birinci fıkrasında; "Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir"; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." hükümleri yer almaktadır. 7. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; a. Ceza miktarı itibarıyla sanığa zorunlu müdafii atanmasını gerektirmeyen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan yürütülen yargılama sırasında sanığın 23.02.2023 tarihinde yapılan sorgusunda, yasal hakları hatırlatıldıktan sonra baroca atanan ve hazır olan sanık müdafisi huzurunda savunmasını yapacağını bildirmesine karşın, müdafii olmadan savunmasının alındığı; yine 23.05.2023 tarihli 4. celsede, bir sonraki oturumun 25.05.2023 tarihinde yapılmasına karar verilmesine rağmen bu tarihte duruşma yapılmayarak, taraflara herhangi bir bildirimde de bulunulmaksızın 26.05.2023 tarihinde re'sen celse açılmasını müteakip sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla; Mahkemece, sanığın hazır bulunması halinde müdafii huzurunda, müdafiinin bulunmaması ve kendisine baro tarafından müdafii görevlendirilmesini talep etmesi durumunda görevlendirilecek müdafii huzurunda savunmasının alınması, kendisine müdafii atanmasını istememesi halinde tekrar savunması alınmadan önceden kararlaştırılan tarihte, bunun mümkün olmaması halinde bu husus tutanağa bağlanarak yeni bir tarih belirlenmesi ve bu tarihin taraflara meşruhatlı davetiye ile bildirilmesi suretiyle sanık hakkında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması, b. 23.02.2023 tarihli celsede katılanın zararını karşılaması için bir sonraki celseye kadar kendisine süre verilen sanığın, dosyaya sonradan ibraz edilen 23.02.2023 tarihli dekont içeriğine göre hüküm tarihinden önce zararın tamamını karşıladığı belirlenmekle, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan fazla ceza tayini, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebinde belirtilen hususlar yerinde görülmüştür II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2023 tarihli ve 2022/479 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.