Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/5363 E. , 2025/4400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.03.2023 tarihli ve 2022/125227 Soruşturma, 2023/49656 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itira
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/5363 E. , 2025/4400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.03.2023 tarihli ve 2022/125227 Soruşturma, 2023/49656 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/5204 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.01.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/4668 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve KYB-2024/97706 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve KYB-2024/97706 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin gayrimenkulünü otel olarak kullanmak istemesi nedeniyle şüpheli ile tadilat konusunda anlaştığı, şüphelinin, resmi kurumlar nezdinde yapılması gereken işlemler için de yüksek yerlerde tanıdıkları olduğu konusunda ikna ederek müştekiden parçalar halinde toplam 3.500.000,00 Türk lirasına ulaşan bir para aldığı, ancak tadilatların yapılmadığından bahisle şikayetçi olması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/03/2023 tarihli kararı ile uyuşmazlığın inşaat tadilat sözleşmesinden kaynaklı hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, ağır, yoğun ve ustaca bir hileden söz edilemeyeceği, müştekinin hukuk davaları açma hakkının saklı olduğu ve suç unsurunun bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, Müşteki vekilinin 08/07/2022 havale tarihli şikayet dilekçesinde belirttiği ... ve ...'nın tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, bina üzerinde inceleme yapılarak tadilatın ne şekilde ve ne oranda yapıldığı hususunda bilirkişi raporu temin edilmesi, şüpheli hakkında benzer eylemlerden dolayı soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, dava açılıp açılmadığının araştırılması gerekirken, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, kendisine ait İstanbul ili ... Semtinde bulunan gayrimenkulün otele çevrilmesi hususunda gerekli tadilatların yapılması ve resmi makamlardan izinlerin alınması hususunda şüpheli ile anlaştığının, bu amaçla şüpheliye farklı zamanlarda toplamda 3.840.000,00 TL verdiğinin, devamında şüphelinin kendisini birçok kamu kurumunda tanıdıkları olan bir kişi olarak tanıtması sebebiyle Çeşme'de devam eden miras davasında yardımcı olması ve kızının Bodrum'da bulunan gayrimenkullerine yapı kayıt belgesi alınması için de şüpheliye 50.000,00 Euro ve 1.000.000,00 TL daha ödediği halde, vaat edilen işlerin gerçekleştirilmediğinin, kurumlara hiçbir müracaatta bulunulmadığının öğrenildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şikâyet dilekçesinde isimleri belirtilen ..., ... ve ...'nın olayla ilgili bilgilerine başvurulması, 5271 sayılı Kanun'un 148/5. maddesi de dikkate alınarak, şikâyetçinin iddiasına konu tüm eylemler yönünden şüphelinin Cumhuriyet savcısı tarafından ayrıntılı olarak ifadesinin alınması, şikâyetçi adına belirtilen hususlarda ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarına müracaatta bulunulup bulunulmadığının, bu hususta şikâyetçi tarafından şüpheliye vekalet verilip verilmediğinin araştırılması, şüpheli tarafından tadilatı yapılan taşınmaz üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ödenen bedel ile yapılan işin niteliği ve tamamlanma oranının uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi, şüpheli hakkında benzer suçlardan başkaca soruşturmalar bulunup bulunmadığının ortaya konulmasından sonra, sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...yürütülen soruşturma neticesinde soruşturmaya konu somut olayın müşteki ile şüpheli arasında inşaat tadilat sözleşmesinden kaynaklı hukuki ilişki kapsamında kaldığı, yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda ağır, yoğun ve ustaca bir hileden söz edilemeyeceği, müştekinin sözleşmeden kaynaklı alacak veya mahiyetine uygun diğer hukuki davaları açma hakkının saklı olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ortada takibi gereken herhangi bir suç ya da suç unsuru bulunmadığının anlaşıldığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/5204 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.