Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/1901 E. , 2025/11390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/219 Değişik İş SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : İtirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/1901 E. , 2025/11390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/219 Değişik İş SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : İtirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2024 tarihli ve 2022/139 Esas, 2022/201 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli ve 2024/219 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 19.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 14.04.2025 tarihli ve 2024/20884 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB-2025/48138 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB-2025/48138 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme dışı sanık ... ile birlikte ortak fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle sahibinden.com isimli internet sitesine koyduğu ilana konu boncuk tabancasını satacağı konusunda müştekiyi aldatıp, satış bedeli olarak kendi adına kayıtlı banka hesabına 1.100,00 Türk lirası göndermesini sağlayarak müştekiden haksız yarar elde etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmış ise de; Kovuşturma aşamasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 235/2-3. maddesi gereğince dinlenilmesinden vazgeçilen müştekinin Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin karar tarihinden sonra 11/01/2024 tarihli yazısıyla zararının sanık ... tarafından 2022 yılının Mart ayında giderildiğine ilişkin dilekçesini mahkemesine gönderdiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1-e maddesinde yer alan “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklindeki düzenleme uyarınca, hükümlü müdafinin mağdurun zararının sanık tarafından gidermesi sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönünden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, anılan bu durumun kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen delil olduğu cihetle, kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan ve yukarıda bahsedildiği gibi yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra hükümlünün hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, talebin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii başlıklı 318 inci maddesinin birinci fıkrası; "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. hükmü yer almaktadır. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir....Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" şeklinde düzenlenmiştir... Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır..." denilmektedir. 4. 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin birinci fıkrasının; "Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir" şeklinde ve aynı maddenin ikinci fıkrasının ise; "Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna ilişkin yapılan yargılamada, mağdurun zararının giderilmediğinin bahisle etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan 12.05.2022 tarihinde mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bununla birlikte; mağdur ... tarafından hükmün kesinleşmesinden sonra 11.01.2024 tarihinde yazılan dilekçe ile sanığın 2022 yılının Mart ayında zararını giderdiğini söylediği, hükümlü müdafii 15.01.2024 tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde, "...müvekkil ile yaptığımız görüşme neticesinde kendisinin de zararı giderdiğinde müştekiden bir tutanak aldığını, kendisi cezaevinde olduğu için nereye koyduğunu tam hatırlamadığını söylemiştir. Ailesi tarafından gerekli arama çalışması yapılmakta olup ilgili tutanak bulunduğunda Mahkemenize sunulacaktır. Müvekkil tarafından müştekinin zararı kovuşturma aşamasında giderilmiştir..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; mağdurun kovuşturma aşamasında dinlenmemesi, 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "... veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa..." ibaresi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında belirtilen "...hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır..." şeklindeki açıklamalar da dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 318-320 nci maddeleri uyarınca istem kabule değer görülerek, aynı Kanun‘un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sonucunu doğuracak mahiyette olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli ve 2024/219 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.