Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/213 E. , 2025/3505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/498 Değişik İş SUÇ : Dolandırıcılık KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/213 E. , 2025/3505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/498 Değişik İş SUÇ : Dolandırıcılık KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Denizli 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2020/4 Esas, 2021/721 Karar sayılı kararı ile hükümlüler hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157/1, 62 ve 52/2-4. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin kararının, istinaf edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı Asliye Ceza İlamat Masasının, 11.09.2024 tarihli ve 2024/2-12018 sayılı yazısı ile "...sanıklar hakkında örgüt üyesi oldukları dikkate alındığında dolandırıcılık suçlarından TCK'nın 157.maddesi uyarınca kurulan bütün hükümlere "sanığa verilen cezanın, TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNE GÖRE ÇEKTİRİLMESİNE, sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA" ibarelerinin eklenmesine yönelik talebi üzerine karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Denizli 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2024 tarihli ve 2020/4 Esas, 2021/721 Karar sayılı ek kararına karşı itirazın reddine dair Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.09.2024 tarihli ve 2024/498 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 25.09.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 28.12.2024 tarihli ve 2024/30722 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB-2025/394 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB-2025/394 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2007 tarihli ve 2007/1-214-181 sayılı kararında belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesinde "Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir." ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/4. maddesinde "Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler." şeklinde düzenlemelere yer verildiği, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 06/12/2022 tarihli ve 2022/2757 esas, 2022/9135 karar sayılı ilâmı ile bir çok Yargıtay ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesinin bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili bir kurum olup uygulanmamasının kazanılmış hak oluşturmayacağından sanık hakkında anılan maddenin infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğu, Yine benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 13/06/2014 tarihli ve 2013/4273 esas, 2014/7365 sayılı kararında, 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesindeki düzenlemenin infaza ilişkin olup kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kurulan örgüte üye olmak suçlarından ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan mahkûm olan sanıklar hakkında anılan maddenin uygulanması hususunda Mahkemesince her zaman karar verilebileceğinin belirtildiği, somut olayda suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan cezalandırılan ve bahse konu dolandırıcılık suçunu örgüt kapsamında işleyen hükümlüler hakkında Denizli 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2021 tarihli ve 2020/4 esas, 2021/721 sayılı kararı ile dolandırıcılık suçu yönünden verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının 5275 sayılı Kanun'un 107/4. maddesi gereğince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama " başlıklı 98/1. maddesinde; "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir. " Hükmü yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58/9. maddesinde; "(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir."; aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 6/1-j. maddesinde isei "Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.” denilmektedir. 3. 5275 sayılı Kanun'un "Koşullu salıverilme" başlıklı 107/4. maddesinin birinci cümlesi, "(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler."; aynı Kanun'un "Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri" başlıklı 108/1-d. maddesi, "(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;...d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır." şeklindedir. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 02.05.2017 tarihli ve 2016/5-1042 Esas, 2017/255 Karar sayılı kararında; "...5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi; özel bir infaz rejimi olmayıp, tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hallerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir durumdur...Özel tehlikeli suçlular düzenlenmesine ilk kez 5237 sayılı TCK'da yer verilmiş olup, kanun koyucu itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu suçluyu özel tehlikeli suçlu olarak kabul etmiştir. Özel tehlikeli suçlular bakımından, mükerrerliğin şartları oluşmaksızın mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması esası getirilmek suretiyle, cezanın özel önleme amacı ön plana çıkarılmıştır. Söz konusu kişilerin özel tehlikeli olarak kabulünün sebebi ise diğer suç faillerine göre suça eğilimlerinin yüksek olmasıdır. "Örgüt mensubu suçlu" 5237 sayılı TCK'nun "Tanımlar" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde; "Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır” şeklinde tanımlanmıştır. İtiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu suçluluk hallerinden birinin varlığı mahkemece tespit edildiği takdirde, hükümde bu durumun açıkça belirtilip, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 gün 399-58 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır...TCK'nun 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ya da örgüt mensubu suçlu olmanın zorunlu sonucu olarak uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan ilk hükümde TCK'nun 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmaması ve aleyhe temyiz bulunmaması hâlinde, bu husus 1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/son maddesi uyarınca aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyecek ve kazanılmış hakka konu edilemeyecektir." şeklindeki tespitlere yer verilmektedir. 5. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma yasa yolunun koşulları ve sonuçları, "Kanun yararına bozma" başlığı altında 5271 sayılı Kanun'un 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle, kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için, hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun, 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; kanun yararına bozma, kesin hükmün otoritesinin korunması gereği temyiz incelemesi nedenlerine göre dar kapsamlı olduğundan, hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilmesi, sanığın hukuki durumunu etkilemesi ya da değiştirmesine bağlıdır. 6. Bu açıklamalar ışığında incelenen dava dosyası içeriğine göre; Denizli 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2020/4 Esas, 2021/721 Karar sayılı, hükümlüler hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 220/2, 62, 53 ve 58/9. maddeleri uyarınca neticeten 1yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına; dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157/1, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin kararının, istinaf edilmeksizin kesinleşmesi sonrası; 5237 sayılı Kanun'un 6/1-j maddesi uyarınca "örgüt mensubu" suçlu olarak kabul edilen hükümlüler yönünden, her ne kadar dolandırıcılık suçuna ilişkin hükümlerde 5237 sayılı Kanun'n 58/9. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmemiş ise de, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda atılı suç yönünden de tekerrür hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, bu hususun örgüt mensubu suçlu olmanın kanuni sonucu olarak infaza ilişkin bir düzenleme niteliğinde olması nedeniyle hükümde açıkça yazılması zorunlu olmadığı gibi kazanılmış hakka da konu edilemeyeceği ve infaz aşamasında re'sen gözetilebileceği anlaşılmakla; mahallinde her zaman giderilmesi mümkün olan bu hukuka aykırılığın, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2025 tarihinde karar verildi.