Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2549 E. , 2025/8092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/878 E., 2025/1272 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanıkların müdafiileri,
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2549 E. , 2025/8092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/878 E., 2025/1272 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanıkların müdafiileri, sanık ..., sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1. İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2024 tarihli ve 2023/538 Esas, 2024/718 Karar sayılı kararı ile: a.Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 158/3, 52, 53 ve 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis ve 600.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine , b.Sanık ... nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f-son, 158/3, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 500.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 21.03.2025 tarihli ve 2025/878 Esas, 2025/1272 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıkların müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıkların ve müdafiilerinin temyiz istemleri; sanıkların atılı suçu işlemediklerine, haklarında beraat kararı verilmesi gerektiğine lehe hükümlerin uygunlanması gerektiğine ve alt sınırdan uzaklaşılarak verilen cezanın hukuka aykırı olduğu belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Her ne kadar sanıklar ... ve ...'ın alınan ilk savunmalarında müdafi bulunmamışsa da 3. Celse heyet değişikliği nedeniyle öncesi zabıtların okunduğu ve aynı celse bu eksiklik Mahkemece giderilerek tüm sanıkların savunmalarının müdafii eşliğinde alındığı ve hüküm duruşmasında da sanıkların müdafilerinin hazır bulunduğu anlaşılmakla Tebliğnamede bu hususta bozma isteyen görüşüne iştirak edilmemiş, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeden, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin ve dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanıkların müdafiileri, sanık ... ve sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, kararında sanıklar müdafiileri, sanık ... ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay Üyesi ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanıklar ..., ... hakkında TCK' nin 158/1-f-son 158/3, ve 58/6-7 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine ilişkin hükmün " her ne kadar sanıklar ... ve ...'ın alınan ilk savunmalarında müdafi bulunmamışsa da 3. celse heyet değişikliği nedeniyle önceki zabıtların okunduğu ve aynı celse bu eksiklik mahkemece giderilerek tüm sanıkların savunmasının müdafi eşliğinde alındığı ve hüküm duruşmasında da sanıkların müdafilerinin hazır bulunduğu anlaşılmakla tebliğnamede ki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir" eleştirisi ile sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira; Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı CMK2 nın 150. Maddesi uyarınca müdafiin duruşmada bulunmasının zorunlu bulunduğu suç tiplerinde zorunlu müdafii bulunmadan yapılan ve hükme esas alınan usul işlemerinin tekrar edilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir ve zorunlu müdafiin bulunmadığı duruşmada yapılan esasa etkili işlemlerin yeniden tekrar edilmeden zorunlu müdafiin katılmadığı duruşma tutanaklarının müdafiin katıldığı duruşmada okunmasının hukuka aykırılığın giderilmesi için yeterli olup olmadığına ilişkindir. Somut olayda 13.12.2023 tarihli birinci ve bunu takip eden ikinci duruşmada duruşmada müdafileri bulunmaksızın iddianame okunarak sanıklar ... ve ...'ın savunmaları ile şikayetçi ... ... ve tanıklar ... ve ...'ın beyanları alınmış bu suretle esasa etkili usuli işlemler yapılmıştır. Üçüncü duruşmada ise sanıklar müdafilerinin huzuru ile heyet değişikliği nedeniyle nedeniyle eski zabıtların okunduğu tutanağa derc edilmiş; iddianame yeniden okunmadan ve sanıkların usulüne uygun olarak hakları hatırlatılmadan beyanlarına başvurulmuş, ancak katılan ve tanıkların dinlenmesine ilişkin birinci duruşma dışında herhangi bir işlem de yapılmamıştır. CMK'nin 188. maddesi "Duruşmada hükme katılacak hakimler ve cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması şarttır. Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir." hükmünü amirdir. Madde metninden kural olarak kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafi bulunmaksızın duruşma yapılamayacağı anlaşılmaktadır. Bunun tek istisnası müdafiin mazeretsiz olarak duruşmayı terk etmesi halidir. Müdafiin mazeretsiz duruşmayı terki halinde duruşmaya devam edileceği bunun haricinde duruşma yapılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Keza CMK' nın Hukuka kesin aykırılık halleri başlıklı 289/1-e maddesi ile " Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması" mutlak bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. CMK' nin 188. Maddesi uyarınca 2021 yılı sonrası Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairemiz içtihatları ile TCK'nin 158/1-f-son , 158/3 maddesi kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçu CMK' nin 150 maddesine göre zorunlu müdafiliğin kabul edildiği suç tipi olduğu ve müdafiin mazeretsiz duruşmayı terk etmesi de söz konusu olmayıp müdafilerin yokluğunda birinci ve ikinci duruşmaya başlanıp bitirildiği ve bu duruşmalarda iddianamenin okunduğu, sanıkların haklarının hatirlatılıp savunmalarının alındığı katılan ile tanıklar ... ile ...'ın beyanlarının alındığı gözetildiğinde mutlak hukuka aykırılık hali olduğunda kuşku bulunmayan CMK' nın 289/1-e maddesinin ihlal edildiğinde kuşku yoktur. Ve müdafiin yokluğunda yapılan iddianamenin okunması sanıkların haklarının hatırlatılarak yeniden savunmalarının alınması keza katılan ve tanıkların beyanlarının müdafilerin huzuru ile tekrar alınıp sanıklar müdafilerinin tanıklara soru sorma imkanının sağlanması gerektiği gözetilmeden heyet değişikliği nedeniyle duruşma tutanaklarının okunması CMK' nın 289/1-e maddesinde yazılı hukuka aykırılığı hukuka uygun hale getirmeyecektir. Bu husus temyize konu edilmese bile hükmün temyizen incelenmesinde resen göz önünde bulundurulacaktır. CMK' nın 150/3, 188 ve 289/1-e maddeleri uyarınca kesin hukuka aykırılık hali nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin bozulması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun hükümlerin onanmasına ilişkin kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.