Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/47 E. , 2024/14611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e. m
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/47 E. , 2024/14611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e. maddesi uyarınca beraatlarına ve "Adli emanetin 2019/1190, 2020/344, 2020/96 sırasında kayıtlı, yağlı kağıt, kaşe, mühür, numaratör, diz üstü bilisayar, şarj kablosu, harddisk, renkli yazıcı renkli toner ve güç kaynağı kablosunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4. maddesi gereğince müsaderesine" ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 25.01.2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2023 tarihli ve 2023/25055 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB-2023/131731 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB-2023/131731 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2023 tarihli kararın kesinleşmesini müteakip müsaderesine karar verilen eşyalar hakkında verilen ek kararların hukuki değerden yoksun olduğu düşünülerek yapılan incelemede; 1-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği, suça konu eşyaların ele geçirildiği..Mahhalesi, ...Caddesi, ... Apartmanı Kat:1, Daire:1 Merkez/Kilis adresinde arama el koyma işlemi yapılması için Kilis Sulh Ceza Hakimliğince verilen 23/11/2019 tarihli ve 2019/2727 değişik iş sayılı kararın mevcut olmasına rağmen Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2023 tarihli kararının gerekçe bölümünde yer alan sanık ... hakkında her ne kadar resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmış ise de dosya içerisinde eşyaların bulunduğu evde arama işlemi için mahkemece verilmiş herhangi bir adli-önleme arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle mahkemece onaylanmış Cumhuriyet Savcısı yada kolluk amiri tarafından verilmiş yazılı veya bilahare yazılıya çevrilmiş bir arama kararının da bulunmadığı, suçüstü hali hükümlerinin de uygulamayacağı, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğu şeklinde gerekçelendirmenin dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı nazara alındığında Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde karar verilmesinde, 2- Kabule göre de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Eşya Müsaderesi" başlıklı 54/4. maddesinin; "Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir." şeklindeki düzenleme gereğince, Kilis adli emanetin 2019/1190, 2020/344, 2020/96 sırasında kayıtlı eşyaların anılan Kanun'un 54/4. maddesi kapsamında kalanların değerlendirilerek müsaderesine, kapsam dışı kalanlarının ise sahiplerine iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un "Arama ve elkoyma" başlıklı dördüncü bölümünde yer alan 116. maddesinde, "Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir."; 117. maddesinde, "(1) Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. (2) Bu hâllerde aramanın yapılması, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır. (3) Bu sınırlama, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile, izlendiği sırada girdiği yerler hakkında geçerli değildir."; yine aynı Kanun'un 119. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise, "Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir. (4) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." hükümleri yer almaktadır. 2. Hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen arama işlemi sırasında elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağına ilişkin, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 06.02.2020 tarihli ve 2016/18-1146 Esas, 2020/68 Karar sayılı kararında; "...5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" açık, amir hükmüne aykırı olarak aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı olduğu ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olduğu, 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun’un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağının ifade edilerek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağının açıklandığı hususları karşısında arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen ve Yerel Mahkemece mahkûmiyet hükmüne esas alınan delillerin de “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarının kabulü gerekir." denilmektedir. 3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Eşya müsaderesi" başlıklı 54. maddesi; "(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir. (2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir. (3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir. (4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir. (5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir. (6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur." Şeklindedir. 4. Eşya müsaderesine ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinin gerekçesinde de; "...Tasarıda müsadere yaptırımı bir “ceza” olarak öngörülmesine rağmen, “suç dolayısıyla hiç kimse mahkûm edilmese de” müsadereye hükmedilebilmesi kabul edilmiştir. Ceza niteliğindeki bir yaptırıma, bir kimsenin mahkûmiyeti olmadan başvurulamayacağı açıktır. Belirtilen bu sakıncaların giderilmesi ve müsaderenin Anayasada yer alan mülkiyet hakkını zedelememesi için, suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen eşyanın müsaderesine karar verileceği kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, eşyanın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerekir. Başka bir deyişle, kişinin suçun işlenmesine iştirak etmemesi, suçun işlenişinden haberdar olmaması durumunda, sahibi bulunduğu eşya bir suçun işlenmesinde kullanılmış olsa bile, müsadereye hükmedilemeyecektir. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanmış olan eşya ise, suçun icra hareketlerine henüz başlanmamış ise, sadece bu nedenle müsadere edilemeyecektir. Ancak bu eşyanın niteliği itibarıyla kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsaderesine hükmedilecektir. Yapılan yeni düzenleme ile getirilen temel değişiklik, müsaderenin hukukî niteliğinin bir güvenlik tedbiri olduğunun kabul edilmesidir. İşte bu nedenledir ki, müsadereye hükmedilmesi için bir suçun işlenmesi zorunlu olmakla birlikte, bu suçtan dolayı bir kimsenin cezaya mahkûm edilmesi gerekmemektedir. Örneğin suç işlenmesinde kullanılan tehlikeli eşya, bunu kullanan fail çocuk veya akıl hastası olması nedeniyle cezalandırılamasa dahi, müsaderesine hükmedilebilecektir. İkinci fıkraya göre, müsadere konusu eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması hâlinde; bunun değeri kadar para tutarının müsaderesine hükmedilecektir. Üçüncü fıkrada ise, müsaderede orantılılık kuralı kabul edilmiştir. Buna göre, suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyecektir. Maddenin dördüncü fıkrasında, yasak olan eşyanın müsaderesine ilişkin hükme yer verilmiştir. Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın, her hâlde müsaderesine hükmolunacaktır..." şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir. 5. 5237 sayılı Kanun'da "Müsadere" başlığı altında, eşyanın dosyada delil olarak saklanmasına karar verilebileceği durumlara ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, 23.03.2016 tarihli ve 29662 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Suç Eşyası Yönetmeliği’nin "Tedavül etmeyen paralarla suç eşyası ve kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri hakkında verilen müsadere ve iade kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler" başlıklı 18/1-d. maddesinde, “Emanete alınmakla birlikte mahiyetleri itibarıyla müsadereye konu edilemeyen eşya, yargılama sonunda verilen bu yöndeki karar doğrultusunda, ilgili dosyasında delil olarak muhafaza edilmek üzere mahkemesine gönderilir.” şeklinde yer alan düzenleme ile belli durumlarda eşyanın müsaderesi yerine dosyada delil olarak saklanmasına karar verilebileceği dolaylı bir şekilde belirtilmiştir. Uygulamada da mahiyetleri itibarıyla müsadereye konu edilemeyen eşyaların mahkemece dosyada delil olarak saklanmasına karar verilebileceği kabul edilmektedir. 6. Dosya kapsamına göre; resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiğine yönelik ihbar üzerine, sanıklardan ...'a ait "Necmettin Erbakan Mahallesi Sabit Erentürk Caddesi Selvi Apartmanı Kat:1 Daire:1 Merkez/Kilis" adresinde bulunan ikamette, Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2019 tarihli ve 2019/2727 Değişik İş sayılı kararına istinaden sanıklar ..., ... ve mahalle muhtarının refakatinde yapılan arama neticesinde, Adli Emanetin 2019/1190 ve 2020/96 sırasında kayıtlı bulunan bir kısım eşyaya elkonulduğu, bu arama işlemi sırasında sanıklardan ...'ın, ağabeyi olan diğer sanığa ait dizüstü bilgisayar ve sahte belge üretiminde kullanılan malzemenin kendisi tarafından anneleri olan sanık ...'nin komşusu Hassun Rennen'in ikametine bırakıldığını beyan etmesi üzerine, ilk olarak bu kişiye ait "Vaiz Mahallesi Karanfil Sokak No:20/A Merkez/Kilis" adresinde de arama yapılabilmesi amacıyla talepte bulunulması sonrası, Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2019 tarihli ve 2019/2728 Değişik İş sayılı kararında yer alan "...soruşturma evrakı incelendiğinde suça konu eşyaların Hassun Rannen isimli şahsın ikametine götürüldüğüne dair şüphelinin kardeşinin beyanda bulunduğu belirtilmiş ise de dosya içerisinde şüphelinin kardeşinin hehangibir beyanın bulunmadığı ayrıca şüphelinin kardeşinin şifayi olarak beyanda bulunduğuna dair herhaginbir tutanakta bulunmadığı bu haliyle arama talebinin CMK 116 ve devamı Maddelerinde belirtilen şartları taşımadığı..." şeklindeki gerekçeyle talebin reddine karar verilmesine karşın, aynı gün Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emriyle ikamette arama yapıldığı ve Adli Emanetin 2020/96 ve 2020/344 sırasında kayıtlı eşyaya elkonulduğu, devamında Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının talebine istinaden, Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin, 24.11.2019 tarihli ve 2019/2732 Değişik İş sayılı kararıyla elkoymanın onaylanmasına karar verildiği belirlenmiştir. Elde edilen delillerin incelenmesi neticesinde, sanıklar ..., ... ve ... haklarında, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2022 tarihli ve 2019/7043 Soruşturma, 2022/3060 Esas sayılı iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davasında, Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararında yer alan, "...dosya içerisinde eşyaların bulunduğu evde arama işlemi için mahkemece verilmiş herhangi bir adli-önleme arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle mahkemece onaylanmış Cumhuriyet Savcısı yada kolluk amiri tarafından verilmiş yazılı veya bilahare yazılıya çevrilmiş bir arama kararının da bulunmadığı, somut olayda suçüstü hali hükümlerinin de uygulamayacağı, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38. maddesinin 6. fıkrası da “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.” hükmü ve yine 5271 sayılı CMK'nun 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri karşısında, sanık hakkında hukuka aykırı şekilde elde edildiği anlaşılan eşyaların hükme esas alınamayacağı..." şeklindeki gerekçeyle sanıkların beraatlarına karar verilmiştir. 7. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; a) Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2019 tarihli ve 2019/2727 Değişik İş sayılı kararına istinaden, sanıklardan ...'a ait "Necmettin Erbakan Mahallesi Sabit Erentürk Caddesi Selvi Apartmanı Kat:1 Daire:1 Merkez/Kilis" adresinde bulunan ikamette Cumhuriyet Savcısının katılımı olmaksızın yapılan arama işlemi sırasında, 5271 sayılı Kanun'un 119/4. maddesi uyarınca muhtarın yanı sıra ihtiyar heyeti üyelerinden veya komşulardan birinin hazır bulundurulmadığı, yine aynı Kanun'un 117. maddesine istinaden Hassun Rennan isimli kişiye ait "Vaiz Mahallesi Karanfil Sokak No:20/A Merkez/Kilis" adresinde arama yapılmasına yönelik talebin reddine dair Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2019 tarihli ve 2019/2728 Değişik İş sayılı kararının varlığına rağmen, Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen 23.11.2019 tarihli arama kararının hukuka uygun olmadığı, keza Cumhuriyet Savcısının hazır bulunmadığı bu arama sırasında da sanık ... ve ikamet sahibi Hassun Rennan ile mahalle muhtarının dışında komşu veya ihtiyar heyetinden bir kişinin hazır edilmediği anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 119. maddesine aykırı olarak gerçekleştirilen aramalar sırasında ele geçirilen delillerin hükme esas alınmamasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkemenin beraat kararına yönelik gerekçesinin sonucu itibarıyla doğru olduğu değerlendirilerek, tebliğnamede yer alan (1) numaralı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. b) Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, Mahkemece verilen 22.03.2023 ve 23.03.2023 tarihli ek kararların hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e. maddesi uyarınca beraatlarına ve "Adli emanetin 2019/1190, 2020/344, 2020/96 sırasında kayıtlı, yağlı kağıt, kaşe, mühür, numaratör, diz üstü bilgisayar, şarj kablosu, harddisk, renkli yazıcı renkli toner ve güç kaynağı kablosunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4. maddesi gereğince müsaderesine" hükmedildiği, sanıklar hakkında beraat kararı verildiği hallerde de belli şartların gerçekleşmesi halinde müsadere kararı verilebileceği, bununla birlikte 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca bu kararın verilebilmesi için eşyanın, "kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması" yada "üretimi, bulundurulmasının, kullanılmasının, taşınmasının, alım ve satımının suç oluşturmasının" gerekli olduğu; dosya kapsamına göre, arama sırasında ele geçirilen ve Adli Emanetin 2019/1190, 2020/96 ve 2020/344 sırasında kayıtlı bulunan toner, yağlı kağıt, mürekkep, ıstampa, kırtasiye ürünü, yazıcı, baskı makinesi, pres makinesi, cetvel, ölçü aleti, jelatin, plastik kart, yazıcı kartuşu, harddisk, USB kablosu, dizüstü bilgisayar, cep telefonu, şarj kablosunun sahiplerine iadesine, muhteviyatı itibarıyla müsadere konusu edilemeyen, ancak sanıkların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun delili niteliğinde bulunan sahte kaşe, mühür, pul, diploma, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, geçici koruma kimlik belgesi, yabancı tanıtma belgesi, aile cüzdanı, pasaport ve sair Arapça yazılı belgenin, Suç Eşyası Yönetmeliğinin 18/1-d. maddesi uyarınca dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususu Kanun'a aykırı olup, tebliğnamede yer alan (2) numaralı kanun yararına bozma istemi açıklanan gerekçelerle yerinde görülmüş, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d. maddesi uyarınca belirtilen hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden, KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN bu gerekçe yönünden oy birliğiyle REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (2) numaralı düşünce yönünden açıklanan gerekçelerle kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca Yargıtay tarafından karar verilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasında yer alan müsadereye ilişkin (5) numaralı bölümün hükümden tamamen çıkartılmasına, yerine "Adli Emanetin 2019/1190, 2020/96 ve 2020/344 sırasında kayıtlı bulunan toner, yağlı kağıt, mürekkep, ıstampa, kırtasiye ürünü, yazıcı, baskı makinesi, pres makinesi, cetvel, ölçü aleti, jelatin, plastik kart, yazıcı kartuşu, harddisk, USB kablosu, dizüstü bilgisayar, cep telefonu, şarj kablosunun sahiplerine iadesine; muhteviyatı itibarıyla müsadere konusu edilemeyen, ancak sanıkların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun delili niteliğinde bulunan sahte kaşe, mühür, pul, diploma, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, geçici koruma kimlik belgesi, yabancı tanıtma belgesi, aile cüzdanı, pasaport ve sair Arapça yazılı belgenin dosyada delil olarak saklanmasına" bölümünün eklenmesine, hükmün geri kalan kısımlarının aynen yerinde bırakılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2024 tarihinde karar verildi.