Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/5546 E. , 2024/12524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve 2022/81080 Soruşturma, 2022/157757 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin,
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/5546 E. , 2024/12524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve 2022/81080 Soruşturma, 2022/157757 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.01.2023 tarihli ve 2022/2666 Değişik İş sayılı (İnceleme konusu kararda, karar tarihi sehven 13.01.2022 olarak yazılmış.) kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.01.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 16.08.2023 tarihli ve 2023/14141 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94347 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94347 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, şikâyet dilekçesinde özetle,...Elektrik ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi sahibi ...'ün aynı firmanın muhasebe sorumlusu ...ın yönlendirmesiyle; ... ve...ın kağıt üzerinde yakın akrabaları üzerine art niyetli olarak kurulan ... Elektrik, Çizgi Elektrik ve Tekinay Elektrik isimli firmaları ...Elektrik yetkilileri ile birlikte yönettiği ve bu firmaların tüm iş ve işleyişini belirledikleri, bu kapsamda adı geçen şirketler adına düzenlenen çekleri birbirlerine ciroladıkları ve böylece piyasaya karşılıksız çek sürerek, yine şirketin mal varlıklarını yakınlarının üzerine aktarıp şirketlerin içini boşaltarak şirketlerle alakasız ve alım gücü olmayan üçüncü şahıslara devretmek suretiyle dolandırıldıkları iddia edildiği olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayete konu olay ile ilgili olarak, şüphelilerce nitelikli yalanlarda bulunulduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı gibi ticaret sicil kayıtlarına göre uzun süredir ticari faaliyette bulunduğu ve bu süreç içerisinde her hangi bir olumsuzluk yaşamadığı anlaşılan ...Elektrik ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin, bu faaliyetleri esnasında borçlarını ödeyemez duruma geldiği, bunun üzerine şirket tarafından, alacaklıların alacaklarını ödeyebilmek amacıyla konkordato müracaatında bulunması üzerine Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/86 esas sayılı dosyasından öncelikle 08/02/2022 tarihinde konkordato (geçici mühlet) kararı ile yine aynı dosyadan 16/06/2022 tarihinde iflasına karar verildiği, böylelikle şirketin aktif ve pasif bütün mal varlığının iflas masasında kayıt altına alındığı, ticari hayat içerisinde borçları ödemede aksaklık yaşamanın ticaret şirketleri için her zaman imkan ve ihtimal dahilinde bulunduğu, ayrıca bahsi geçen şirketçe, konkordato kararının alındığı tarihten önce 31/01/2022 tarihinde vadesi gelen 26.736.342,74 TL tutarında çeklerin ödemesinin yapıldığının ve muhatap olunan icra takiplerinde menkul ve gayrımenkuller için yapılan kıymet takdirlerine itiraz edilerek alacaklıların menfaatine hareket edildiğinin dosya kapsamına sunulan şüpheli müdafiinin dilekçesi ve eklerinden anlaşıldığı, beri yanda çeşitli miktarlarda borçları bulunan bahsi diğer şirketlerin halen ticari faaliyetlerini sürdürdükleri, bu sebeple halen faaliyette olan şirketlerin, alacaklılara karşı hukuki sorumluluğunun devam ettiği gibi şirket sahibi ve yöneticisi konumunda bulunan şüphelilerin, süreç içerisinde bu şirketleri Ticaret Kanununa göre sadece bir başkasına devretmelerinin ya da ticari faaliyette bulunurken yüksek miktarlarla borçlanmalarının dolandırıcılık suçunun oluşması için yeterli kabul edilemeyeceği, ayrıca tamamen özel hukuk kaidelerine göre belli bir aşamaya kadar bahse konu şirketler ile ticari faaliyet içerisinde bulunan, alınan bir kısım ifadelerde, aldığı çekleri bankalara karşılığını sorgulattıktan sonra kabul ettiğini beyan eden ve bir başka deyişle basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken müştekilerin, somut olayda ticari ilişki içerisinde bulundukları bahse konu şirketlerin ekonomik durumlarını denetleme imkanının da ortadan kalkmadığı, böylelikle açıklanan gerekçeler ile atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, gelinen bu noktada ihtilafın hukuki boyutta kaldığı ve müştekilerin alacaklarını tahsil edememelerinden kaynaklanan zararlarının tahsili için icra takibi veyahut hukuk mahkemelerine müracaatta bulunabilecekleri, bu hali ile şüpheliler hakkında kamu davası açmanın yeni Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenen, kişilerin lekelenmeme hakkı ile eksiksiz soruşturma ve tek celsede duruşma prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev'i filtre görevi yapmaları gerektiğinden bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; 1-Şüpheliler adına bulunan icra müdürlükleri ve ticaret mahkemesi dosyalarının celp edilerek şüphelilerin malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufu bulunup bulunmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilip oluşacak delil durumuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği, 2- Şüphelilerin piyasayı dolandırmak amacıyla güven ortamına dayalı olarak daha önceki yıllarda yapılan ticari faaliyetlerine ilişkin durumun değerlendirilmesi, şirketin sermayesi ve mevcut durumunun değerlendirilerek yapmış oldukları ticari işlerle ilgili basiretli hareket edip etmedikleri, şirkete ait ticari defterler ile bunların dayanağını oluşturan muhasebe kayıtları, banka hesapları, çek hesapları, borç ilişkilerini tevsik eden sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri ile varsa elektronik kayıtların temin edilerek, dosyanın ticaret, icra ve iflas ve ceza hukuku alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 161 ve 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınmak suretiyle, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği, 3- İddia edilen şirket devrine ilişkin hukuki durumun konkordato için başvuru yapıldığı tarih ile bağlantılarının araştırılarak hileli işlem olup olmadığının aydınlatılması ve yine konkordato başvuru tarihinden önce yukarıda bahsedilen yöntemlerle şüphelilerin şirketi borçlandırıp borçlandırmadıkları hususlarının aydınlatılması suretiyle şüphelilerin hukuku durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihlerinde şüpheliler ... ve ... Elek. ve İnş. San. Tic. A.Ş. isimli şirketin yetkilileri, şüpheli Bayram Polat'ın bu şirketin finans sorumlusu, şüpheli ...'ın şirket çalışanı, diğer şüphelilerden ... Elek. İnş. Haf. Nak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin, şüpheli ...'nın ...Elek. Taah. Tic. Ve San. Ltd. Şti.'nin, şüpheli ...ın Çizgi Elek. İlet. İnş. Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin, şüpheli ...'ın Anonim Elek. İnş. Taah. Ltd. Şti.'nin yetkilileri, şüpheli ...ın ise .... ve İnş. San. Tic. A.Ş. dışında kalan diğer şirketlerin resmi olmayan yetkilisi olduğunun, adı geçen şirketler ve tüm şüphelilerin iştirak halinde hareket ederek başlangıçta piyasada güven telkin ettikten sonra, uzun süredir faaliyet gösteren Y.... ve İnş. San. Tic. A.Ş. adına keşide edilen çekleri birbirlerinin şirketleri adına ciroladıklarının, akabinde menkul ve gayri menkul mal alımları, nakit olarak alınan borçlara karşılık piyasa sürdüklerinin, devamında çeklerin ödeme günü yaklaştığında şirketlerin üzerine kayıtlı malvarlıklarını yakınları üzerine devrederek şirketlerin içlerini boşaltmak suretiyle çek bedellerinin tahsil edilmesini engellediklerinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; ifadeleri alınamayan tüm şüphelilerin ayrıntılı olarak ifadelerinin alınması, şüpheliler ... ve Bayram Polat'ın savunmaları doğrultusunda,.... Elek. ve İnş. San. Tic. A.Ş.'nin birlikte çalıştığı başta Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. olmak üzere diğer elektrik dağıtım şirketleri tarafından, bu şirkete ait teminat mektuplarının nakde çevrilip çevrilmediği hususunun ilgili bankalardan da sorulmak suretiyle tespit edilmesi, şikâyet konusu olayda isimleri geçen Yılmaz Elek. ve İnş. San. Tic. A.Ş. eski çalışanı ... Çizgi Elek. İlet. İnş. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. ile Tekinal Elek. Taah. Tic. Ve San. Ltd. Şti. ve ... Elek. İnş. Haf. Nak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'yi muvazaalı olarak devraldıkları bildirilen Erol Demir ve Mehmet Ateşlioğlu, şikâyetçi Erkam Gücükturalı'nın beyanında ismi geçen Hüseyin Ayhan ve yine tanık olarak bilgisine başvurulan İshak Şahin'in ifadesinde bildirdiği Mehmet Pehlevan isimli kişilerin açık kimlik ve adres bilgileri belirlenerek olayla ilgili beyanlarına başvurulması, şikâyetçiler....ve ... ile diğer mağdurlar tarafından suça konu çekler karşılığı adı geçen şirketlere satıldığı bildirilen araçların devir ve tescil bilgileri getirtilerek, şirketler adına devir alındıkları tarih sonrası ne kadar sürede üçüncü kişilere satıldıklarının ve özellikle şüpheli Mehmet Mesut Kaya tarafından devralınan araçların satış bedellerinin rayiç değerinin altında olup olmadığının belirlenmesi, şikâyetçi ....’tan hatır çeki olarak alınıp, .... Elek. ve İnş. San. Tic. A.Ş.'ye ait çeklerle değiştirilen 44.000.000,00 TL bedelli çeklerin akıbetlerinin araştırılması, satın alınan mal ve hizmet bedelleri nedeniyle verilen çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle dolandırıldıkları iddia olunan şikâyetçiler .... ve ...den de sorulmak suretiyle bu ticari ilişkileri gösterir fatura, irsaliye...vb tevsik edici belgelerin tamamının dosyaya eklenmesi, şikâyetçi ... adına kayıtlı taşınmazın tapu bilgileri temin edilerek suça konu çek karşılığı kimin adına satın alındığı, mevcut mülkiyet bilgileri, satış tarihi itibarıyla rayiç bedelinin çok üzerinde veya altında bir fiyatla satılıp satılmadığının araştırılması, şüpheli Mehmet Demiray’ın ifadesinde şüpheli Bayram Polat’ın diğer şirketlerin kaşelerini bilgi ve rızası dışında ele geçirerek bahse konu çekleri bu şirketler adına cirolayıp piyasaya sürdüğü iddiasına yönelik olarak Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu bildirdiğinden, bu dosyanın akıbetinin araştırılması, konkordato ve iflas kararlarına ilişkin Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/86 Esas sayılı dosyasının akıbeti sorularak, onaylı bir suretinin tamamının iş bu dosyaya eklenmesi, ... Elek. ve İnş. San. Tic. A.Ş. ve diğer şirketler hakkında bu dosyada belirlenenler dışında, benzer şekilde başkaca icra/hukuk mahkemesi dosyası olup olmadığı araştırılarak, bulunduğunun tespiti halinde getirtilip incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, tüm şirketlerin ticari defter ve belgeleri, muhasebe kayıtları, banka hesap hareketleri, çek hesapları, borçlarını ve alacaklarını gösterir fatura, makbuz, irsaliye...vb tüm bilgi ve belgeler temin edilerek, şüphelilerin ödemeyeceklerini bildikleri halde şirketlerin mevcut durumu itibarıyla malvarlıkları ve gelirlerinin çok üzerinde borçlanmak suretiyle alacaklıları kasıtlı olarak zarara uğratıp uğratmadıklarının tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması, çek keşide tarihleri, şirketler adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların devir tarihleri ile şirket hisselerinin devri ve konkordato başvuru tarihleri arasında bağlantı olup olmadığı da ortaya konularak, konkordato başvuru tarihi öncesi ... Elek. ve İnş. San. Tic. A.Ş.'nin kasıtlı olarak şüpheliler tarafından borçlandırılıp borçlandırılmadığı ortaya konulduktan sonra, şüphelilerin başlangıçta itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmedikleri de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "...ticari hayat içerisinde borçları ödemede aksaklık yaşamanın ticaret şirketleri için her zaman imkan ve ihtimal dahilinde bulunduğu, ayrıca bahsi geçen şirketçe, konkordato kararının alındığı tarihten önce -31.01.2022 tarihinde- vadesi gelen 26.736.342,74 TL tutarında çeklerin ödemesinin yapıldığının ve muhatap olunan icra takiplerinde menkul ve gayrımenkuller için yapılan kıymet takdirlerine itiraz edilerek alacaklıların menfaatine hareket edildiğinin dosya kapsamına sunulan şüpheli müdafiinin dilekçesi ve eklerinden anlaşıldığı, beri yanda çeşitli miktarlarda borçları bulunan bahsi diğer şirketlerin halen ticari faaliyetlerini sürdürdükleri, bu sebeple halen faaliyette olan şirketlerin, alacaklılara karşı hukuki sorumluluğunun devam ettiği gibi şirket sahibi ve yöneticisi konumunda bulunan şüphelilerin, süreç içerisinde bu şirketleri Ticaret Kanununa göre sadece bir başkasına devretmelerinin ya da ticari faaliyette bulunurken yüksek miktarlarla borçlanmalarının dolandırıcılık suçunun oluşması için yeterli kabul edilemeyeceği, ayrıca tamamen özel hukuk kaidelerine göre belli bir aşamaya kadar bahse konu şirketler ile ticari faaliyet içerisinde bulunan, alınan bir kısım ifadelerde, aldığı çekleri bankalara karşılığını sorgulattıktan sonra kabul ettiğini beyan eden ve bir başka deyişle basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken müştekilerin, somut olayda ticari ilişki içerisinde bulundukları bahse konu şirketlerin ekonomik durumlarını denetleme imkanının da ortadan kalkmadığı, böylelikle açıklanan gerekçeler ile atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, gelinen bu noktada ihtilafın hukuki boyutta kaldığı ve müştekilerin alacaklarını tahsil edememelerinden kaynaklanan zararlarının tahsili için icra takibi veyahut hukuk mahkemelerine müracaatta bulunabilecekleri..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.01.2023 tarihli ve 2022/2666 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi.