Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2842 E. , 2025/10882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/552 E., 2023/232 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Deniz
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2842 E. , 2025/10882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/552 E., 2023/232 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2023 tarihli ve 2022/552 Esas, 2023/232 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 43/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 5 yıl hapis ve 12.440,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Mahkemenin 13.03.2024 tarihli ve 2022/552 Esas, 2023/232 Karar sayılı sanığın istinaf talebinin süre yönünden reddine ilişkin ek kararı doğrultusunda 06.10.2023 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 22.05.2025 tarihli ve 2024/17744 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB-2025/66119 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB-2025/66119 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/07/2022 tarihli ve 2021/6-434 esas, 2022/520 karar sayılı ilamında yer alan, "... alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa, sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulduktan sonra istinabe suretiyle sorguya çekilebilecektir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı ise sanıkların sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemece gerçekleştirilmesi zorunludur...'' şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı savunmasının alınması amacıyla çıkartılan yakalama emri gereğince Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesince sorgusunun yapıldığı anlaşılmakla birlikte, sanığa sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği hususu sorulmadan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/2. maddesine aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak ve savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanığın üzerine atılı bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun cezası, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f. maddesinde; "(1) Dolandırıcılık suçunun;...f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle...İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." şeklinde belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın duruşmada hazır bulunmaması" başlıklı 193. maddesi; "(1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. (2) (Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." Şeklindedir. 3. 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın mahkemeden uzaklaşması" başlıklı 194. maddesinde; "(1) Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır. (2) Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir." Denilmektedir. 4. 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın yokluğunda duruşma" başlıklı 195. maddesinde; "(1) Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." Hükmü yer almaktadır. 5. 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın duruşmadan bağışık tutulması" başlıklı 196. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise; "(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir. (2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur." Denilmektedir. 6. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.04.2018 tarihli ve 2017/7-1188 Esas, 2018/167 Karar sayılı kararında; "...alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa, sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulduktan sonra istinabe suretiyle sorguya çekilebileceği, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı ise sanıkların sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemece yapılması zorunludur. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini yargılamayı yapan mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulmaması veya sorulması üzerine duruşmadan bağışık tutulmak istemediğini belirtmesine karşın istinabe ile alınan ifadesiyle yetinilmesi savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğuracaktır. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunmak hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir. Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir insiyatifinin olmadığının kabulü halinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12 Şubat 1985 tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ile 25 Kasım 1997 tarihli Zana/Türkiye kararlarında, sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabileceği belirtilmiş olup, buna göre sanığın esas mahkemesinde ifade verme hakkından feragat etmesinin ancak sanığa açıkça bu hususun sorulmasıyla mümkün olacağı vurgulanmıştır..." şeklindeki tespitlere yer verilmiştir. 7. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; ceza miktarı itibarıyla istinabe yasağı bulunmayan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan yargılanan ve hakkında çıkartılan yakalama emrine istinaden davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında yakalanarak Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sorgusu yapılan sanığa; sorgusundan önce, 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesi uyarınca ifadesini asıl mahkemesinde vermek isteyip istemediğinin sorulması gerekirken, bu eksiklik giderilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2023 tarihli ve 2022/552 Esas, 2023/232 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.09.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bilişim sistemlerinin/banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıktan yargılanan ve yakalandığı yer mahkemesince (Mersin 9. Ağır Ceza) istinabe suretiyle sorgusu yapılan sanığın, ifadesini esas mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmadan mahkum edilmesi.
Hukuki İlke: Alt sınırı beş yıldan az hapsi gerektiren suçlarda istinabe ile sorgu mümkün olsa da, CMK 196/2 gereği sanığa sorgusundan önce ifadesini esas mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmalıdır; bu sorulmadan yetinilmesi savunma ve adil yargılanma hakkının kısıtlanmasıdır.
Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma
Dava Strateji Notu: İstinabe ile alınan sorguda CMK 196/2 ihtarının yapılıp yapılmadığını kontrol edin; ihtar yoksa savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek bozma/ihlal sebebi olarak kullanın.