İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/4375 Karar: 2025/14424 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/4375 K.2025/14424

11. Ceza Dairesi 2025/4375 E. , 2025/14424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/974 E., 2023/1179 K. SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2023 tarihli ve 2022/974 Esas, 2023/1179 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ba

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/4375 E. , 2025/14424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/974 E., 2023/1179 K. SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2023 tarihli ve 2022/974 Esas, 2023/1179 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ba

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/4375 E. , 2025/14424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/974 E., 2023/1179 K. SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2023 tarihli ve 2022/974 Esas, 2023/1179 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245/1, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 25.10.2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2025 tarihli ve 2025/3471 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/105955 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/105955 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, olay günü sanığın katılana ait kredi kartını kullanarak ... Bilgisayar isimli işyerinden harcama yaparak haksız yarar sağladığının iddia ve kabul edildiği olayda, her ne kadar mahkemece atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, ... Bilgisayar isimli işyerinin 14.12.2020 tarihli cevabi yazısında yapılan harcama karşılığında ..AVM'de bulunan mağazadan ...adına ürün tesliminin yapıldığı belirtilmesine karşın, teslimata ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı gibi olaya ilişkin kamera görüntülerinin de mevcut olmadığı, sanığın aşamalardaki ifadelerinde üzerine söz konusu harcamayı kendisinin yapmadığını belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğinin de anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasını gerektirir nitelikte herhangi bir tespitin yapılamadığı cihetle, müsnet suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır. 2. Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 5271 sayılı Kanun'un 309. Maddesinin (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. Aynı Kanun'un dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir. 3. Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün hangi hallerde kanun yararına bozulabileceği, kanun yararına bozma kararının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükümde, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olmadığından bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda ortada hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, dosya kapsamında elde edilen delillerin değerlendirilmesine ilişkin bir uyuşmazlık hali söz konusudur. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulması talebini içeren ihbarnamede belirtilen, ".. Bilgisayar isimli işyerinin 14.12.2020 tarihli cevabi yazısında yapılan harcama karşılığında....AVM'de bulunan mağazadan ... adına ürün tesliminin yapıldığı belirtilmesine karşın, teslimata ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı gibi olaya ilişkin kamera görüntülerinin de mevcut olmadığı, sanığın aşamalardaki ifadelerinde üzerine söz konusu harcamayı kendisinin yapmadığını belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğinin de anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasını gerektirir nitelikte herhangi bir tespitin yapılamadığı..." şeklindeki nedenin kanun yararına bozma yolunda ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık, katılana ait kredi kartıyla bir işyerinden harcama yaparak banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkûm edilmiş, hüküm istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı, teslimat belgesi ve kamera görüntüsü bulunmaması nedeniyle beraat gerektiğini öne sürerek kanun yararına bozma istemiştir.

Hukuki İlke: CMK 309 uyarınca kanun yararına bozma, kesinleşen hükümdeki maddi veya usul hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesiyle sınırlıdır. Mahkemenin delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra mahkûmiyet kurması bir delil takdiri uyuşmazlığıdır; delillerin mahkûmiyete yetersizliği gerekçesiyle KYB yoluna başvurulamaz.

Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma isteminin reddi

Dava Strateji Notu: Kesinleşmiş kart kötüye kullanma mahkûmiyetinde delil yetersizliği, kanun yararına bozma ile değil olağan istinaf/temyiz yollarında ileri sürülmelidir; KYB dilekçesi ancak somut bir hukuka aykırılık (usul ihlali, yanlış madde uygulaması) gösterildiğinde sonuç verir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla