Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/6044 E. , 2026/2731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/383 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavc
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/6044 E. , 2026/2731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/383 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2023 tarihli ve 2023/248493 Soruşturma, 2023/135668 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.01.2024 tarihli ve 2024/383 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 05.01.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 03.12.2025 tarihli ve 2024/33679 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145839 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145839 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikâyet dilekçesinde; şüphelinin müştekiyi eşinden ayırmak ve müşteki ile birlikte olabilmek için her türlü davranışta bulunarak müştekiyi kandırdığı, müştekinin eşinin elinden tüm mal varlığını alacağına inandırarak, müştekiden altın, para, araba ve diğer bir çok şeyi geri vereceğini söyleyerek aldığı, aldığı malları daha sonra iade etmediği iddiası ile şüpheli ve müşteki arasında olduğu iddia olunan mesaj içeriklerini de dosyaya sunmak suretiyle şüphelinin dolandırıcılık suçunu işlediğini beyan edip, şüphelinin cezalandırılmasını talep ettiği, Her ne kadar incelemeye konu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2023 tarihli kararında söz konusu iddialar hakkında soyut olduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, karara yapılan itirazın İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hâkimliğince kararın dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ise de; herhangi bir soruşturma işlemin yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmış olup, öncelikle şüphelinin savunmasının alınması, müştekinin şikayet dilekçesinde bildirdiği tanıkların beyanlarının alınması, şüpheli hakkında benzer suçlardan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması ve diğer delillerin toplanmasının ardından, atılı suçun işlendiğine dair şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşması halinde, dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin eşi ile arasının bozuk olmasından faydalanan şüphelinin, hileli hareketlerle ve geri vereceğinden bahisle şikayetçiden çeşitli miktarlarda para ve elektronik eşya ile araç ve evi devralmak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia olunması karşısında; şüphelinin ifadesinin alınması, şikayetçinin ve dilekçesinde bildirdiği tanıkların ayrıntılı beyanlarına başvurulması, banka hesap hareketlerinin, tapu kayıtlarının ve devre ilişkin diğer evrakların getirtilerek incelenmesi, şüpheli hakkında benzer suçtan başkaca soruşturma ya da kovuşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, varsa dosyaların incelenerek, bu dosyası ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre somut olayda atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının ve şüphelinin baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmediğinin takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...şüphelinin dilekçe ekinde bulunan mesajlardan tespit edildiği üzere söz konusu eşyaların müştekiye ait olduğunu kabul ettiği, iade edeceğine dair ifadelerinin olduğu, olayda şüphelinin dolandırıcılık kastıyla harekete ilişkin müştekinin soyut iddiası dışında somut delil bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, "...şikayet konusu suç fiiline yönelik usulüne uygun soruşturma işlemleri yapılmış; neticede şikayet konusu fiile ilişkin maddi olayın tespitine yarar somut delil oluşturacak bulgu, belge, bilgi veya beyan (görgü ve/veya bilgi tanığı, kamera kaydı, parmak izi, suç eşyası, yazılı belge v.s.) ve/veya soruşturma konusu suçun kanuni unsurlarına ilişkin kovuşturma yapılmasını gerektirecek derecede yeterli şüphe elde edilemediği..." şeklindeki hatalı ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçe ile itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.01.2024 tarihli ve 2024/383 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2026 tarihinde karar verildi.