KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10468 E., 2010/5532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
970 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2008 tarih ve 2005/181-2008/277 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı vekili Av.... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Köroğlu Şubesi nezdinde USD ve EURO hesabının sıfır bakiye verdiğini davalının 15.10.2003 tarihli yazısında belirtildiğini, oysa para çekilmesi talimatı vermediğini, banka çalışanı ... Tanrıkulu ve arkadaşları hakkındaki ceza davasına esas davalının soruşturma raporlarında, davacı ile ... arasındaki akrabalık nedeniyle davacının şikayetinin değerlendirilmediğinin belirtildiğini, bu yaklaşımın doğru olmadığını ve davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.500 Euro ile 30.030 USD’nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının akrabası ... ile işbirliği içinde olduğunu, sanık ...’nın ceza davasında davacı ile ilgili ifadesinin henüz alınmadığını, dava sonucunun beklenilmesi gerektiğini, hesaplarda paraların davacı tarafından çekilip bakiyelerinin sıfırlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, yurt dışından USD hesabına 29.11.2002 günü gelen 16.750 USD’nın aynı gün 25.795.000.000 TL olarak davacıya ödendiğine dair dekonttaki imzanın davacı eli ürünü olduğu, hesap bakiyesi olan 33.070 UUSD’’de bunun mahsubu ile 16.280 USD talep edilebileceği, Euro hesabından 1.500 Euro bakiye kaldığı davalı çalışanı ...’nın “sahte talimatlar düzenleyerek 3. şahıslar lehine havale yaptığı, imza taklidi yaparak ödeme belgeleri düzenleyip zimmete para geçirdiği, gerçek rakamlar içermeyen hesap cüzdanları düzenlediği” iddiasıyla ceza davası açıldığı,
çalışanın banka kayıtlarına aktarmadan banka adına kabul ettiği mevduat hesabından davalı bankanın BK’nun 100 ncü maddesi uyarınca kusursuz sorumlu olduğu, davacı ile çalışan arasında 4 ncü dereceden bir akrabalık bağı bulunduğu, bunun davacının olayın mağduru olamayacağı anlamına gelmeyeceği, el ve işbirliğine ilişkin bir kanıt bulunmadığı, davacının ceza davasında sanık olmadığı, davacının zarara uğradığının banka kayıtlarından anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.500,00 Euro ve 16.280,00 USD’nın fiili ödeme günündeki TL karşılığının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, davacının davalı nezdinde bulunan Euro ve USD hesabından banka çalışanının usulsüz işlemlerle çektiği paranın tahsili istemine ilişkindir.
29.11.2002 tarih ve 87 nolu dekont ile 25.795.033.500,00 TL paranın çekilmesi ile ilgili imzanın davacının eli ürünü olduğunu saptayan graoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişinin raporu üzerine davacı vekili itirazında, bu imzanın davacıya ait olmadığını, karakter ve nitelik yönünden farklı bir imza olduğunu, bu meblağın davacıya ödenmediğini, bu paranın gerçekte aynı gün yurt dışından hesaba gelen 16.750 USD’nın TL karşılığı olarak çekilmiş gibi gösterildiğini, bu yapan banka çalışanı ...’nın bu parayı zimmetine geçirdiğini, müvekkilinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda kadrolu profesyonel turizm rehberliği yaptığını,
sürekli Ankara dışında ve bazen de yurt dışında olduğunu, dekonttaki dökümün toplamının 56.750 USD olduğunu, diğer anlatımla 16.750 USD’nin ödenmesi ile dekontta yapılan dökümün farklı ve çelişkili olduğunu ileri sürmüştür. Hesap bilirkişinin 20.02.2007 tarihli ek raporunda 29.11.2002 tarihinde 16.750 USD’nın havale şeklinde davacının hesabına girdiği ve aynı gün TL olarak saat 14:49’da 87 no’lu fiş ile çekildiği bildirilmiştir.
Davacı vekili bu rapora itirazında, 87 nolu fişteki imzanın davacıya ait olmadığını, davacıya ödenmediğini ...’nın cezada mahkum olduğunu bildirmiş, 16.750 USD dahil olmak üzere 33.030 USD’nin ve 1.500 Euro’nun tahsilini istemiştir. Mahkemece, 1.500 USD ve 16.280 USD’nın tahsiline karar verilmiş, 16.750 USD’na ilişkin olarak dava reddedilmiştir. Ceza mahkemesi kararıyla davacı dışında kalan kişilerin hesapları ile ilgili olarak ...’nın cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, yurt dışında iken kendisinin havale ettiğini ve aynı gün Türkiye’ye gelip çekmesinin fiilen mümkün olmadığını ileri süren davacıdan pasaportunun ibrazının istenilmesi, gelen paraya ilişkin hesap hareketleri üzerinde durularak, paranın nereden ve kimin tarafından havale edildiğinin belirlenmesi, 87 nolu fişteki imzanın davacıya ait olup olmadığının Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak raporla saptanması 29.11.2002 günü sonunda kasada fazla ya da eksik bir meblağ tespiti yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, ... ise davacının kendisine otomatik ödeme talimatları verdiğine, yurt dışından gelen döviz borçları ile ilgili kredi kartlarının ödemelerini de döviz hesaplarından yaptığına, bu tür bir talimatı dışında yazılı bir talimatının bulunmadığına dair ceza mahkemesinde savunma yapmış olup, davalı da bu yönde rapora itiraz etmiştir. Bilirkişi raporunda, kredi kartları ödemeleri ile ilgili hesap hareketlerinin varlığına ya da yokluğuna
ilişkin bir görüş bildirilmemiştir. Teftiş raporunda akrabalık ilişkisi nedeniyle davacının hesapları ile ilgili bir değerlendirme yapılmamış, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekli görülmüştür.
Davalı vekili 12.10.2006 tarihli dilekçesinde rapora itiraz etmiş olup, ...’nın bir kısım evrakı yok etmesi nedeniyle ulaşamadıklarını, bir kısmının savcılıkça evinde bulunduğunu, ceza mahkemesindeki savunmasında geçen talimatın varlığının kabul edilmesi gerektiğini bildirmiş ise de, talimatın varlığı ya da yokluğu önemli olmayıp, gerçekte dava konusu hesaplarından kredi kartına ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti için davacıdan kredi kartlarının hangileri olduğunu bildirmesi istenilip, bunlar ile ilgili ödeme belgelerine gerektiğinde uluslararası kredi kartları merkezinden de sorulmak suretiyle ulaşılması,
davacının dava konusu döviz hesaplarından kredi kartları için ödeme yapılıp yapılmadığı dava konusu hesapların hareketleri de incelenerek belirlenmesi gerekirken, savunmanın bu yönü üzerinde yeterince durulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının iddiası davalının savunması, taraf vekillerinin rapora itirazları üzerinde yeterince durulup, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10468, K. 2010/5532, 18 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama