KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10574 E., 2010/3602 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
445 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.03.2008 tarih ve 2006/9 - 2008/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette % 5 oranında ortaklığı olduğunu ve yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğunu, davalıya duyulan itimat sebebi ile şirketin resmi ve özel dairelerdeki tüm idari işlemlerin davalı tarafından yürütüldüğünü ve davalının şirketin muhasebe bölümünde çalıştığını, şirketin muhasebe işlemleri davalı tarafından yürütülürken 1998-2000 yıllarında çeşitli firmalardan mal ve hizmet alınmış gibi göstererek şirketten tahsilat yaptığını, davalının suistimal ve haksız eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin mal varlığında azalma, davalının malvarlığında ise artış olduğunu,
davalının çeşitli firmalarla iş yapılmış gibi göstermek suretiyle düzenlemiş olduğu faturalar ve tahsilat makbuzları sonucu ödenen bedellerin kendi uhdesinde kaldığını, davalının işlemleri nedeniyle vergi ziyaına sebebiyet verildiği iddiasıyla müvekkili şirket yönelim kurulu başkanının yargılandığını ileri sürerek, davalının 1998-2000 yıllarında çeşitli firmalarla müvekkili şirket iş yapmış gibi göstermek suretiyle şirketten kendi uhdesine aldığı 437.413,76 YTL’nın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şirket yönetimine katılımının diğer yöneticilerin karar ve talimatlarını uygulama yönünde olduğunu, davaya konu edilen faaliyet yılları ile daha sonraki yıllar için şirket genel kurulunun yöneticiler hakkında ibra kararı vermiş bulunduğunu, müvekkiline isnat edilen iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu faturaların muhteviyatı işlerin yaptırılmadığı konusunda herhangi bir tespit veya belgenin olmadığı, davalının haksız eylemi sonucu davacıya zarar verdiğine dair kesin ve inandırıcı herhangi bir belgenin bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davanın davalının 1998-2000 yıllarında çeşitli firmalardan mal ve hizmet satın alınmış gibi göstermek suretiyle şirketin kasasından yapılan ödemeyi kendi uhdesine aldığı iddiasına dayalı olarak açılmış olup,
yapılan yargılamada davaya konu faturaların davacı şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu faturalara konu hizmetlerin de tamamının yaptırılarak karşılıklarının peşin veya makbuz karşılığı ödenmiş olduğunun davacı şirket yetkilisi tarafından vergi incelemesi sırasında kabul edilmiş bulunmasına göre de davanın dayanağını oluşturan mal ve hizmet alımlarına ilişkin bedellerin davalı uhdesinde kalmış olduğu yönündeki iddianın sübuta ermediği anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10574, K. 2010/3602, 1 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama