KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10889 E., 2010/5841 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2007 tarih ve 2006/278-2007/267 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2010 gününde davacı avukatı... gelip davalı avukatı duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sağlık hizmetleri alanında "Hospitalturk" ibaresinin marka olarak adına tescili başvurusunun, davalı TPE Markalar Dairesi'nce 556 sayılı KHK'nin 7/1-c, f,g bentleri uyarınca reddedildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın TPE YİDK'nca bu kez müvekkilinin başvurusunun anılan madde ve bentleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak 7/1-a bendi uyarınca reddinin gerektiği bildirilerek nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin başvurusunun tek bir sözcükten ibaret olup bir bütün halinde incelendiğinde Türkçe karşılığının olmadığını ileri sürerek, davalı TPE YİDK'nun 21.06.2005 gün ve 2005/M-2268 sayılı kararının iptalini, müvekkili markasının tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 556 sayılı KHK.'nin 7. maddesinde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin TPE'nce ve mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerektiği, davacı başvurusunun bir bütün halinde "Hastanetürk" veya "Türkhastanesi" anlamına geldiği, İngilizce olarak yazılmasının ortalama tüketici yönünden bir fark yaratmayacağı, sözcüğün soyut ayırtediciliği mevcut ise de tescili talep edilen ambulans hizmetleri ve tıbbi hizmetler açısından somut ayırtediciliğinin bulunmadığı,
bu ibarenin anılan hizmet sektöründe herkesin kullanımına açık tutulması gerektiği, 39/1.sınıfta yer alan "ambulans hizmetleri" dışında kalan hizmetler bakımından başvurunun kabulünün de doğru olmayacağı, başka bir deyişle anılan ibarenin hizmetin cins ve vasfını doğrudan bildiren bir sözcük olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10889, K. 2010/5841, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama