KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11097 E., 2010/5996 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
634 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.05.2008 tarih ve 2008/11-2008/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "Schönline", "Schön havse şekil", "Schöndeor şekil", "Schönline her pencere eşit yaratılmaz", "schönplast", "schönwin" markalarının sahibi olduğunu, davalının müvekkili markalarının haklı marufiyetinden faydalanmak amacıyla davacıya ait tescilli merkaların esas unsurlarını İngilizceye çevirerek aynı emtia gruplarında adına marka olarak tescil ettirdiğini ileri sürerer, 556 sayılı KHK' nın 7/1-b,8/1-a,8/1-b ve 8/5 maddeleri uyarınca davalı adına tescilli "goadline pvc windows&door systems" markasının hükümsüzlüğüne, verilecek hükmün Türkiye çapında yayınlanan Sabah, Milliyet, Hürriyet gazetelerinde yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekileri, taraf markaları olan "goodline"ile "schönline" ibareleri arasında ayniyet, benzerlik yada iltibas bulunmadığını, her iki markanın tescil sınıflarının da farklı olduğunu, markanın müvekkilinin kullanımı sonucunda özellikle yurt dışı pazarda ayırt edici nitelik kazandığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, davalı markasının yazılış, okununş, dil kökeni, görsel ve fonetik yönlerden bütünü itibariyle bıraktığı intiba ve orta düzeydeki insan mihengi bağlı kalınarak davacının dayanak markaları ile karıştırılmaya meydan verecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,müvekkiline ait “Schön”,”Schönline”esas unsurlu markaları mevcutken davalının aynı ve bağlantılı emtia sınıflarında “goodline” ibaresini adına tescil ettirdiği iddiasına dayalı 556 sayılı KHK’nın 7/1-b,8/1-a ve 8/1-b,8/5.maddeleri kapsamında davalının 2007/5056 tescil nolu markasının hükümsüzlüğü ile markalar sicilinden terkini istemine ilişkindir.
556 sayılı KHK’nin Marka Tescilinde red için nisbi nedenler’i düzenleyen 8/1.b bendinin ikinci cümlesinde aynen “tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini kapsıyorsa” ifadesi yer aldığı gibi, Markanın Korunması Kapsamı’nı düzenleyen 9/2.b maddesin de,”işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil,karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması”nın markaya tecavüz oluşturacağı öngörmüştür.
Şu halde, burada üzerinde durulması gereken husus halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır.Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde irdelenebileceği kabul edilmiş ve bu iki koşuldan birincisinin tescili istenen markanın, daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması,
ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılması olacaktır.Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise,bu işin ilgilisi veya uzmanı değil,tüketici olan halkın olduğu gözönünde tutulacaktır.Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır.
Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.(Bkz.Prof.Dr.Ünal Tekinalp,Fikri Mülkiyet Hukuku İst.1999, Birinci Baskı sh.400 vd.) .
Bu bağlamda mahkemece,özellikle davacı vekilinin her iki markanın “karıştırılma ihtimali” bulunduğu,davalı markasının davacı adına tescilli markaların serisi niteliğinde algılanacağı yönündeki itirazları dikkate alınarak ve davaya konu emtianın niteliği itibariyle alıcısı olan halk kitlesinin “ayırt etme, bağlantı kurma” durumu göz önünde tutularak bu konuda uzman (sektörel) bir bilirkişinin de içerisinde bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken,davacı vekilinin bu husustaki iddiaları değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11097, K. 2010/5996, 27 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama