İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2008/11976 K.2010/3844

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.07.2008 tarih ve 2004/437-2008/407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davacı vekili, her iki davada davalı banka vekili ile ihbar olunan…

Esas2008/11976Karar2010/3844Tarih6 Nisan 2010Okuma6 dk · 1.148 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2008/11976 E., 2010/3844 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Nisan 2010
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.148 kelime·6 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.07.2008 tarih ve 2004/437-2008/407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davacı vekili, her iki davada davalı banka vekili ile ihbar olunan TMSF vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2010 gününde davacı avukatı ..., avukat ... ile davalı ... avukatı ..., Fer'i Müdahil TMSF vekili Av.... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra,

duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin aldığı ihale konusu işin alt taşeronu olan dava dışı... A.Ş.’ne müvekkilinin vereceği avansın teminatı olarak davalı bankanın keşidecisi, müvekkilinin muhatabı,...

A.Ş.’nin lehdarı olduğu 11.04.1994 tarih ve 894 sayılı 2.000.000 DM tutarlı (1.022.584 Euro) teminat mektubu verdiğini, 30.06.1995 tarihli tazmin talebini davalının reddettiğini ve Kadıköy 3 ncü Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1997/103 esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açtığını, o davanın red ile sonuçlandığını, ilk talepte ödeme yapması gereken davalının temerrüde düştüğünü ileri sürerek,

asıl davada anılan teminat mektubu bedelini, birleşen davada ise, 04.05.1994 tarih ve 1048 Sayılı 2.500.000 DM (1.278.230 Euro) bedelli teminat mektubu bedelinin tazmin tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle birlikte aynen ya da tahsil tarihindeki kur karşılığı TL olarak tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, husumet, derdestlik, zamanaşımı ve esas bakımından davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, dava dışı lehdarın edimlerini yerine getirmemesi üzerine davacı muhatabın davalı keşideciden tazmin talebinde bulunduğu, davalının ödeme yapmayıp, hükümsüzlüğün tespiti ve menfi tespit istemli davalar açtığını, asıl dava konusu teminat mektubuna ilişkin davanın tamamen reddedildiğini, birleşen dava konusu teminat mektubuna ilişkin davanın ise kısmen kabul edilip, kısmen reddedildiği, kararın onandığı, karar düzeltme aşamasının beklenilmesinde yarar görülmediği, zira o kararın bozmaya uyulması ile verilip onandığı, davalı bankanın külli halef olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, asıl davada davacı vekili, her iki davada davalı banka vekili ile ihbar olunan TMSF vekili temyiz etmiştir.

1- Asıl ve birleşen dava, teminat mektup bedelinin tazmini istemine ilişkindir.

Asıl dava konusu teminat mektubu 11.04.1994 tarihli, birleşen dava konusu teminat mektubu 04.05.1994 tarihli olup, her ikisinin vadesi 31.12.1994 tarihlidir. Bu tarihte veya daha öncesinde talepte bulunulmadığı takdirde mektubun geçerliliğinin sona ereceği her iki mektupta yazılıdır. Bu tür kayıtlar, BK’nun 110/son maddesi uyarınca geçerlidir. Doktrinde (Reisoğlu Seza, Banka Teminat Mektupları ve Kontra Garantiler, Ankara, 1977, 3.Bası, Sh.

294 vd.) ve Dairemiz’in 11.12.2006 tarih ve 2005-12600 E/2006-13126 K sayılı ve 28.04.2008 tarih ve 2007/3852 E/2008-5619 K sayılı ilamlarında ve YHGK’nun 30.03.1998 tarih ve 11642/287 sayılı ilamında açıklandığı ve kabul edildiği üzere, BK’nun 110/son maddesi uyarınca vadeli teminat mektuplarında sorumluluğun vade sonunda ortadan kaldırılması olanağı mevcuttur.

Bu yönde gerekli kaydın bulunduğu banka teminat mektuplarında vade sonuna kadar bankanın eline geçecek şekilde yazılı tazmin talebinde bulunulmaz ise bankanın sorumluluğu son bulacak; o taktirde esasen zamanaşımı sözkonusu olamayacaktır. Buna karşılık muhatabın vade içinde garanti veren bankadan tazmin talebinde bulunması halinde, bankaya karşı alacak ortaya çıkacak ve bu alacak BK’nun 125 nci maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır.

Somut olayda, davalı yanın teminat mektuplarının keşide tarihlerinden itibaren 10 yıllık süreyi başlatarak zamanaşımı def’inde bulunduğu anlaşılmaktadır. Oysa, YHGK’nun 27.10.1982 tarih ve 11-1915/865 sayılı ilamında belirtildiği üzere vadeli teminat mektuplarında zamanaşımının vade tarihinden başlayacağı ve BK’nun 126/1 nci bendinin kastettiği anlamda periyodik bir eda da sözkonusu olmadığından, zamanaşımı süresi BK’nun 125 nci maddesinde yazılı 10 yıldır.

Vade tarihlerine göre 10 yıl dolmadığı gibi, davacının vadenin dolmasından önce davalıdan 22.11.1994 ve 28.11.1994 tarihli yazılar ile ödeme talep ettiği, davalının 08.12.1994 tarihli cevabi yazı ile talebi reddettiği, 30.06.1995 tarihinde davacının tekrar ödeme talep ettiği ve ödeme yapılmaması üzerine asıl davanın 12.04.2004, birleşen davanın 04.05.2004 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, dava 10 yıl içinde açılmıştır.

Mahkemece, davalının zamanaşımı def’i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ve doğrudan esasa girilmiş ise de, bu açıklamalara göre zamanaşımının dolmadığı anlaşıldığından, mahkemenin zamanaşımı def’ini değerlendirmemesi sonuca etkili olmamıştır.

Diğer yandan, birleşen dava konusu teminat mektubuna ilişkin davalı bankanın açtığı menfi tespit davasının kısmen reddedildiği ve kararın onandığı, karar düzeltme yoluna başvurulduğu, karar düzeltme isteminin sonucunun beklenmesinde yarar görülmediği, zira bozmaya uyulması ile verilen kararın onandığı gerekçesiyle kesinleşmenin beklenilmemesi doğru değil ise de, Dairemizin kararlarının taranması sonucunda, 26.09.2008 tarih E-8659 K./10593 sayılı karar ile karar düzeltme isteminin reddedildiği anlaşılmakla, kesinleşmenin beklenilmemesi de sonuca etkili olmamıştır.

Öte yandan, o davalarda menfi tespite karar verilen her iki teminat mektup bedelinin toplamı 1.571.188,42 Euro iken, gerekçede 1.571.458,42 Euro olarak belirtilmesi doğru olmamış ise de, asıl dava ve birleşen davada hükmün ayrı ayrı ve doğru miktarlar gösterilerek tesis edilmesi karşısında bu hata da sonucu etkili görülmemiştir.

Bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl davada davacı vekilinin temyizine gelince; asıl davada hükmedilen 1.022.584 Euro teminat mektubu bedelinin dava tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplandığı gerekçede açıklanıp hükmedilen 14.886,20 YTL vekalet ücreti, hüküm tarihinde geçerli tarifenin 3 ncü kısmında belirtilen oranlara göre hesap yapıldığında az olduğu gibi, efektif satış kuru olması gereken kurun esas alınıp alınmadığının ve kurun TL olarak doğru karşılığının bulunup bulunmadığının hüküm yerinde gösterilmemesi nedeniyle denetim yapılamadığından, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3- İhbar olunan TMSF vekilinin temyizine gelince; HUMK'nun 49 ncu vd. madde hükümleri uyarınca, ihbar üzerine davaya katılan üçüncü kişi, ihbar eden tarafın yardımcısı ve temsilcisi olup, fer`i müdahil konumundadır ve aynı kanunun 57 nci maddesi uyarınca da yargılama sonunda, hüküm, fer`i müdahil hakkında değil, iltihak olunan (ihbar eden) taraf hakkında verilir. Dolayısıyla ihbar olunan 3. kişi, ihbar edenin adına, onun temsilcisi olarak, hükmü temyiz edebilir ise de, kendisi adına temyiz edemez. Ancak, aynı madde hükmüne aykırı olarak ihbar olunan hakkında da hüküm verilmişse, ihbar olunan, hükmün kendisine ilişkin bölümünü kendi adına temyiz edebilir.

Somut olayda, mahkemece, yargılama sonunda ihbar olunan hakkında hüküm tesis edilmemiş olmasına, TMSF'nun asli müdahil sıfatıyla da yargılamaya katılmamış bulunmasına, mümeyyizin hükmü temsilen değil, kendisi bakımından ve kendisi adına temyiz etmiş olmasına göre TMSF temyiz hakkına sahip değildir. 01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Y.İ.B.K. uyarınca, yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmediği hallerde, Yargıtay tarafından da bir karar verilmesinin mümkün bulunmasına göre, mümeyyiz TMSF vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4 ncü maddesi uyarınca reddine karar verilmek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle,asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle, ihbar olunan TMSF vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine, davalı ve ihbar olunan harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11976, K. 2010/3844, 6 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/11976
Karar No
2010/3844
Tarih
6 Nisan 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2008/11976 K.2010/5493
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2008/11977 K.2010/4314
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2008/11977 K.2010/5432
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2008/11979 K.2010/6551
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2008/11980 K.2010/4213
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2008/11983 K.2010/5499

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.