KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11978 E., 2010/4826 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2006 tarih ve 2004/197-2006/741 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İzmir Şubesinde mevduat hesabı olduğunu, bu mevduatın banka nezdinde değerlendirildiğini, ancak 26.02.2001 tarihinde hiçbir yazılı talimatı olmaksızın hesabından 8.874.594.232.-TL’nin çekildiğini ileri sürerek, bu meblağın faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 19.02.2001 ve 14.03.2001 tarihleri arasında bankada gecelik (O/N) işlemleri yaptığını ve normalin çok üzerindeki oranda faiz aldığını, müvekkili Ulusal Bank’ın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 27.02.2001.2001 gün ve 189 sayılı kararı ile Bankalar Kanunu’nun 14/3 ncü maddesi uyarınca denetim ve yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devir edildiğini, kamusal görev yapan Fon’un normalin üzerindeki faiz oranlarının verilmemesi yönünde uygulama yaptığını, ödemelerde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ortalama faizlerinin esas alındığını,
bunun üzerinde gerçekleşen faizin gabin nedeniyle istenemeyeceğini, ayrıca ahlâka aykırı olduğunu, bir yılda alınabilecek faizin bir gecede alındığını savunarak, davanın reddini, karşı dava olarak ise, bankanın tenkise tabi tuttuğu kısmın BK.nun 20 ve 21 nci maddeleri uyarınca kısmi butlanla malûl olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı bankanın aşırı likidite ihtiyacı olduğu, mevduat kaçışını engellemek için bu konumda olmayan bankaların uyguladıkları oranlar üzerinde günlük mevduat kabul ederek faiz uyguladığı, ivazlar arası dengesizlik bulunduğu, davacının müzayaka halinde uyguladığı faiz oranlarından yararlandığı, mevduat sahiplerinin aşırı faiz taleplerini davalıya kabul ettirdikleri, edimler arası orantısızlık bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı bankanın bu dönem içinde birikmiş zararının çok önemli boyuta ulaştığı Dairemizin temyiz incelemesinden geçen çok sayıdaki benzer davalardan bilinmekte olduğu, anılan durumun da bilanço incelemesiyle tespit edildiği, bankanın içinde bulunduğu yüksek likidite ihtiyacı nedeniyle mevduat kaçışını engellemek için yüksek oranda faizler ödediği, mevcut hesapların miktarı ne olursa olsun uygulanan faiz oranlarının müzayakadan kaynaklandığı, davacının da davalının düştüğü müzayakadan yarar sağladığı,
ivazlar arasında nispetsizlik bulunup, gabinin objektif ve subjektif unsurlarının gerçekleştiği sonucuna varılmakta olmasına ve keza Dairemizce de benimsenmekte olan Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2007 tarih ve 2007/19-63 E.- 2007/52 K.sayılı ilamında da belirtildiği üzere mevduattaki paraya İ....B.tarafından uygulanan oranlar dahilinde alınan faiz tutarının üzerindeki faize yönelik istemin fahiş ve ahlaka da uygun olmayan,
Borçlar Kanunu’nun 19 ncu maddesine aykırı sözleşmeye dayanması nedeniyle bu yöndeki istemlerin Medeni Kanun’un 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralıyla bağdaşmamakta olmasına nazaran davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11978, K. 2010/4826, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama