KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12097 E., 2010/3079 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.04.2008 tarih ve 2006/220-2008/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait dairenin deprem ve yer kayması rizikolarını teminat altına alan 20.02.2005/2006 tarihli poliçe ile davalıya sigortalı olduğunu, sigortalı dairenin bulunduğu bölgenin yer kayması sonucu afete maruz bölge ilan edildiğini, teminat kapsamındaki rizikonun bulunmasına ve bunun bunun ekspertiz raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen davalının rizikoyu tazmin etmediğini ileri sürerek , şimdilik 120.000,00-YTL.nın reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı sigortalı tarafından riziko mahallinde yer kayması olduğunun 03.12.2004 tarihinde bilindiğini, poliçe imzalanırken davacının kötüniyetle hareket ettiğini, hasarın oluş tarihinin 2004 yılı içerisi olması karşısında rizikonun zaman olarak poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkmemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sigorta poliçesi düzenlediği sırada dava konusu bölgede heyelan ve yer kayması rizikosunun bulunduğunun davalı ... şirketinin de bilmesi gerektiği, sigortalının bunu saklamış olmasının mümkün olmadığı, davacının poliçe düzenleme tarihinden önce bu bölgede yer kayması olduğunu sorulduğu halde gizlediğinin kanıtlanmadığı, ayrıca TTK.nun 1290 ncı maddesi uyarınca davalının bir ay içinde cayma hakkını da kullanmadığı, hasar bedelinin % 2 oranında muafiyet miktarının düşülmesi sonucu 60.724,72 YTL. olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, konut sigorta poliçesine dayalı tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık hasar bedelinin ne olması gerektiği noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, poliçe genel koşullarını yeterince dikkate almadan, dava tarihi itibariyle dava konusu binanın vasıfları, kalitesi, işçilik ve bu nitelikteki inşaaatın Bayındırlık İskan Bakanlığı birim fiyatları ile serbest piyasa rayiç bedelleri gözönünde bulunduran ve m2 maliyeti 381-YTL/m2 kabul edilerek hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporu benimsenip hükme esas alınmış, hasar bedelinin belirlenmesine yönelik olarak taraf vekillerinin sonuca etkili ve ciddi itirazları dahi karşılanmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, sigortalı binanın bulunduğu bölge afete maruz bölge olarak ilan edilmiş olması ve bu bağlamda sigortalı binanın yeniden inşa edilemeyeceğinin sabit bulunması karşısında,Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.5.1.5 maddesi hükmü de nazara alınarak, tazmin kıymetinin binanın rizikonun gerçekleşmesinden bir gün önceki alım-satım değerinden arsa kıymeti düşülmek sureti ile hesap edilmesi gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, poliçe genel ve özel şartları nazara alınmak koşulu ile gerektiğinde mahalinde keşif yapılamak sureti ile aynı yada başka bir bilirkişi kurulundan taraf vekillerinin sonuca etkili ve ciddi itirazlarınıda karşılayan denetime elverişli ek yada yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerkirken bu yönden eksik incelemeye yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12097, K. 2010/3079, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama