KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12502 E., 2010/7753 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
675 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.10.2007 tarih ve 2006/165-2007/686 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tasarımı kendisine ait olmayan kapı kollarını 28.04.1998 tarihinde 4259 numara ile adına tescil ettiren davalının talebi üzerine müvekkili aleyhinde haksız olarak ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasını takiben davalı tarafından müvekkili aleyhinde açılan 2001/1323 E sayılı davanı, “müvekkili tarafından açılan dava ile davalı adına olan 4259 numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verildiği” gerekçesi ile reddedildiğini,
davalının müvekkili aleyhinde açılan davanın yargılaması boyunca davacı kalıplarına haksız yere el konulması nedeniyle üretim yapamayan davacının maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, 23.000 YTL manevi, 45.000 YTL maddi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin iddia ettiği zararın kendi eylemleri yada eylemsizlikleri sonrası oluşturduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tedbir nedeniyle tazminata hükmedilebilmesi için tedbirin haksız olması, davacı tarafın bunu bilmesi, buna rağmen tedbir kararı alarak bunu uygulatması gerektiği, dava konusu olayda tedbire konu tasarımların davalı taraf adına tescilli oldu, tasarım ile ilgili tescilin iptaline karar verilinceye kadar bu tasarımları kullanma hakkı olduğu gibi 3. şahısların kullanmasını engelleme hakkına da sahip olduğu, buna göre davalı eyleminde yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, davacı tarafın bu tescile zamanında itiraz etmesi mümkün iken itiraz etmediği ve tasarımın tescil edildiği,
davacı tarafın süresinde itiraz etmesi halinde muhtemelen bu zararının meydana gelmeyeceği, davalı adına olan tasarımın hükümsüzlüğü istemi ile İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2001/1323 E numarası ila açılan davada 20.05.2003 tarihinde karar verildiği, hükümle birlikte tedbirin devamına karar verilmediğinden HUMK’nun 112. maddesi gereğince tedbir kararının kendiliğinden kalktığı, davacının mahkemeden yazı alıp tedbirin kaldırılmasını temin etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, davalı tarafın kötüniyetle tescil ettirdiği endüstriyel tasarıma dayalı olarak davacı hakkında verilen haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı şirket tarafından adına tescil edilen endüstriyel tasarım tescil belgesine dayanarak davacı şirket hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek, işyerinde bulunan bazı mallara el konulduğu, aleyhinde ihtiyati tedbir kararı uygulanan davacı şirketin bilahare açtığı dava sonrasında davalı şirket tasarımının hükümsüzlüğüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği taraflar arasında tartışmasızdır.
554 sayılı KHK'nin 65.maddesi hükmüne göre, tespit talepleri ve ihtiyati tedbirlerle ilgili diğer hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlke olarak, ihtiyati tedbir isteyen tarafın bu tedbiri haksız olarak koydurduğu anlaşılırsa, karşı taraf veya üçüncü kişi, bu haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradıkları zararın ödenmesini, ihtiyati tedbir koydurmuş olan taraftan ayrı bir tazminat davası ile isteyebilir.
Haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafın bundan doğan zararla sorumlu tutulabilmesi için, ihtiyati tedbiri kötüniyetle istemiş ve koydurmuş olması veya bunda her hangi bir ihmalinin bulunması şart değildir. İhtiyati tedbir haksız ve bundan da bir zarar doğmuş ise, bu haksız ihtiyati tedbiri koydurtmuş olan taraf, kusurlu olmasa bile bundan zarar gören karşı tarafa veya üçüncü kişiye tazminat ödemekle yükümlüdür.
Zira haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat sorumluluğu kusursuz sorumluluktur.
Somut olayda, davalının davacı aleyhinde açtığı tecavüz davasında aldığı ihtiyati tedbir kararının infaz edilmiş olduğu ve davalının tescillerinin iptal edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı ve ihtiyati tedbirin kalkmış olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, davalının ihtiyati tedbir kararının alınmasında kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, davacının ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından doğan zararını isteyebileceği gözetilerek, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12502, K. 2010/7753, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama