KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12864 E., 2010/4025 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.06.2008 tarih ve 2007/32-2008/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, "..." ibaresinin 07.06.2000 tarihinde müvekkili şirket adına marka olarak tescil edildiğini, bu ibarenin 1981 yılından bu yana müvekkili şirket ortaklarından ... tarafından marka ve ticaret unvanı olarak kullanıldığını, ... ile davalı şirket ortaklarından müteveffa ...arasında imzalanan 19.08.2000 tarihli protokol uyarınca ...' in davalı şirketteki % 50 hissesinin ...' e devredildiğini, protokolün 4.maddesinde şirket merkezinin Ankara' dan İzmir' e taşınacağının Hikmet tarafından taahhüt edildiğini, buna rağmen davalı şirketin 09.08.2004 tarihinden itibaren Ankara' da faaliyet göstermeye başladığını,
... markasının müvekkili şirkete ait olup ... tarafından davalı şirkete devredilmesinin sözkonusu olmadığını ileri sürerek, davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinini, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüzünün önlenmesini, davalının internet adresinde anılan ibareyi kullanmasının önlenmesini, şimdilik (5.000) YTL.maddi ve (5.000) YTL.manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ...'in müvekkili şirketin kurucu ortaklarından olup hisselerini devretmeden önce habersizce davacı şirketi kurduğunu ve ... ibaresini marka olarak tecsil ettirdiğini, oysa bir işletmenin devrinin aksi kararlaştırılmamışsa marka hakkının devrini de kapsayacağını, ... ibaresinin marka ve ticaret unvanı olarak kullanılması hakkının başlangıçtan beri müvekkiline ait bulunduğu,
şirket merkezinin İzmir' e taşınmasının anılan devir porotokolünün bir geçerlik şartı olmadığı gibi aksine davranış için bir yaptırımın protokolde yer almadığını, öte yandan ... ibaresinin müvekkilince enerji piyasası davacı tarafından da elektrik malzemeleri satışı alanında kullanıldığını, aynı ibarenin farklı alanlarda kullanılmasının mümkün olduğu gibi 556 sayılı KHK' nin 12.maddesi uyarınca dürüstlük kurallarına uygun bir kullanımın da engellenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise davacı karşı davalı markasının hükümsüzlüğüne, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı şirket ortağı ...' nın 01.08.1981 tarihinde "...
Elektrik-..." unvanı ile faaliyetine başladığı, 17.09.1999 tarihinde ...ile birlikte davalı şirketi kurduğu, 21.08.2000 tarihli protokolle davalı şirketteki payını ...'e devredip şirketten ayrıldığı, 05.01.2000 tarihinde de ... ile birlikte davacı şirketi kurduğu, ...' in ... ibaresini ortağı olduğu davalı şirketin kullanmasına rıza gösterdiği ve ayrılırkende protokole bu konuda bir hüküm konulmadığı, 4.maddeden ise davalı şirketin Ankara' da faaliyet gösteremeyeceğinin anlaşılmadığı gibi bu hükme uyulmamasının müeyyidesinin de belirtilmediği, davalı şirketin 17.09.1999 tarihinde kurulduğu,
davacının markasının 07.06.2000 tarihli olduğu dikkate alınırsa davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz de oluşturmayacağını, ancak ... ibaresini ticaret alınında ilk kez ...' in kullandığı ve halen de kurduğu ticari işletmenin faal bulunduğu dikkaet alınırsa davacının ortağı ...'in bu isim üzerinde öncelik hakkı olduğunun ve davacı şirketin de bu ismi kullanabileceğinin kabulü gerekeceği, dolayısıyla her iki tarafın da ... ismini kullanmaya haklarının bulunduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı- karşı davacının 556 sayılı KHK.’nin 12. maddesine aykırı bir kullanımının bulunduğunun kanıtlanamamış olmasına göre, davacı- karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12864, K. 2010/4025, 12 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama