KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13032 E., 2010/4473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.04.2008 tarih ve 2007/639-2008/238 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve Kredi Bankası vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgisi dışında 28.02.2007 tarihinde internet dolandırıcılığı yoluyla, davalı ...'a ait hesaba para aktarıldığını, meydana gelen zararın davalı bankanın internet bankacılığına ilişkin gerekli güvenlik önlemlerini almamasından kaynaklandığını ileri sürerek, 1.750,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve Kredi Bankası vekili, davaya konu işlemin davacıya ait egemenlik alanında bulunan şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkili bankaya yüklenecek bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin internet bankacılığı konusundaki tüm güvenlik önlemlerini aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının bankaya yatırdığı mevduatının itibar kurumu olan banka tarafından özenle korunması gerektiği, bankanın hafif kusurlarından dolayı da sorumlu olduğu ve bilgisayar korsanlığı yoluyla işlemler yapılmasını önleyici ek tedbir alması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... ve Kredi Bankası vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü H.U.M.K.nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Hüküm davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş ise de, davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir.
Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.5.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK`nun 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır.
Buna göre,somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığı gibi harcı da yatırılmamış olmakla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13032, K. 2010/4473, 26 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama