KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13551 E., 2010/9471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.04.2008 tarih ve 2006/684 - 2008/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.09.2010 gününde davalı vekilinin duruşma isteminden vazgeçtiğini belirtir dilekçesine istinaden dosyanın duruşmasız incelenmesine karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin gereği gibi yönetilmemesi nedeniyle Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/575 esas sayılı dosyasında şirketin feshi ve terditli olarak ortaklıktan çıkma istemi ile dava açtığını, bu dosyaya davalı tarafından sunulan 12.05.2003 gün ve 14 nolu karar, 20.05.2004 gün ve 15 nolu karar, 27.10.2004 gün ve 16 nolu karar ve 01.12.2004 gün ve 18 nolu kararların TTK’nun 538/4. maddesinde öngörülen çağrı usulüne aykırı olarak yapılan toplantılar sonucu alınmış olduğundan yok hükmünde olduklarını,
12.05.2003 ve 20.05.2004 tarihli toplantılara müvekkilinin toplantıya katılmış ancak oy vermekten imtina ettiği belirtilmiş ise de bunun gerçeği yansıtmadığını, yine ...’nın da toplantıya katılmadığı halde var gösterildiğini, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, tüm toplantıların TTK'nun 538. maddesine aykırı olarak çağrı yapılmadan yapıldığını ve tüm ortakların hazır olmadığını, müvekkilinin tutanaklarda imzasının bulunmadığını, 27.10.2004 tarihli toplantıda müvekkilinin şirketten çıkarılmasına karar verildiğini, mahkeme kararı olmadan müvekkilinin ortaklığının halen devam ettiği halde toplantılara çağrılmadığını,
01.12.2004 tarihli toplantıda, müvekkilinin kararın lehine oy kullandığı belirtilmiş ise de önceki gerekçelerle bu toplantının da geçersiz olduğunu, açılan davanın süreye tabi bulunmadığını ileri sürerek, yukarıda açıklanan 14, 15, 16 ve 18 numaralı kararların hükümsüzlüğünün tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının açtığı fesih ve çıkmaya izin davasında müvekkili tarafından davacının ihracına izin davasının açıldığını, bu davada savunma olarak süreceği hususları ayrı bir dava olarak açmasının doğru olmadığını, yine aynı kararların sahteliği için dava açamayacağını, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının toplantılara katıldığını, sadece kararlara muhalif kaldığını, ortaklar kurulu kararlarının usulüne uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu toplantılara davacının TTK’nun 538/4. maddesinde belirtilen şekilde çağrılmadığı ve TTK’nun 538/5. maddesindeki bütün ortakların itirazsız toplanmaları şartının da gerçekleşmediği anlaşıldığından, çağrı usulüne riayet edilmeden yapılan ortaklar kurulu toplantılarında kararların hangi nisapla alındığının bir önemi olmayacağından dava konusu kararların hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13551, K. 2010/9471, 30 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama