KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13867 E., 2010/9755 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.095 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.09.2008 tarih ve 2007/269-2008/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.10.2010 gününde davacı avukatı ... ve davalılardan Yıldız Holding avukatı ... gelip, TPE Başkanlığı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,görsel, fonetik ve işitsel olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan FORM ibareli markalarına iltibas ve tecavüz oluşturan ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacak ve itibarını zedeleyecek olan, bunun gibi ETİ FORM ibaresini de içeren tescilli tasarımlarının aynısı olup,
onlardan belirgin biçimde farklı olmayan davalıya ait 04.10.2004 gün ve 2004/32180 kod numaralı ÜLKER NATURA FORMÇAY ibareli 5. sınıfın 6. alt grubundaki bitkisel çay ile 30. sınıfın 13. alt grubundaki çay emtialarını içeren marka tescil başvurusunun ilanı üzerine iltibas ve tanınmışlık ile tasarım hakkına tecavüz vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle gerçekleştirdikleri itirazların nihai olarak YİDK’nın 2007/M-5318 sayılı kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, hukuka aykırı kurum kararının iptalini ve davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; kurum kararının hukuka uygun olduğunu, başvuru konusu işaret ile davacının marka ve tasarım belgelerinin benzer olmadığını, birşeyin istenilen ve olması gereken durumu anlamına gelen FORM sözcüğünün günlük yaşamda sıkça kullanılan ve ayırt ediciliği zayıf bir sözcük olduğunu,davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı şirket vekili; müvekkilinin başvurusunun 04.10.2004 tarihinde gerçekleştiğini, bu tarihten sonraki tarihi taşıyan davacının marka ve tasarım tescil belgelerinin nazara alınamayacağını, FORM ibaresini ilk defa ihdas eden yahut kullananın davacı şirket olmadığını, öteden beri gerek yurt içinde gerek yurt dışında bir çok firma tarafından tescilli ve tescilsiz biçimde kullanıldığını, müvekkilinin başvurusunun konusu olan işaretin sadece FORM ibaresinden oluşmadığını, müvekkilinin lider Ülker markası ile yine tescilli markası olan NATURA ibaresini de içerdiğini ve ayırt ediciliğin bütünde olduğunu,
başvuru konusu işaretin ÜLKER Lider ve NATURA serisi içinde satılacak çay emtiasında kullanılacağını, bu nedenle davacının Hitit Güneşini de içeren FORM yahut ETİFORM ibareli markaları ile bir karışıklık doğmasının ayrıca müvekkilinin davacı markalarından haksız yararlanmasının söz konusu olmayacağını, aslında müvekkilinin çay emtiası için FORM ibaresini davacıdan daha önce tescil ettirdiğini, zira 15.12.1997 gün 192315 sayılı LIGHTFORM ibareli markanın çay emtiasını içerdiğini, başvuru konusu işaretin davacı tasarımlarına bir tecavüz oluşturacağından bahsedilmesinin de olanaksız bulunduğunu, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre,taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının FORM ibareli marka ve tasarım belgeleri karşısında davalının ÜLKER NATURA FORMÇAY ibareli başvurusunun marka olarak tescil edilip edilemeyeceği noktasında toplanmakta olduğu, davacının Şekil + ETİFORM ibareli 5 ve 30. sınıf emtiaları içeren 22.05.1990/118808. Şekil+FORM ibareli 5, 29 ve 30. sınıf emtiayı içeren 07.04.1992/135667.
ETİFORM ibareli 29, 30 ve 32. sınıfta kayıtlı emtiaların tamamını içeren 06.11.2000/24089. ETİFORM+Şekil ibareli 30. sınıf emtiaları içeren 21.11.2000/25298.
FORMDAKAL ibareli 5 ve 38. sınıf mal ve hizmetleri içeren 13.02.2002/2839 ve FORMPUAN ibareli 30, 38 ve 42. sınıf mal ve hizmetler içeren 17.09.2004/13834 sayılı tescilli markalar ile ETİFORM sözcüğünü de içeren 2002/1533, 2002/1680, 2002/1776, 2004/2317, 2006/904, 2006/1539 ve 2006/1969 sayılı tasarım tescil belgelerinin sahibi olduğu,davacının 04.10.2004 tarihinden sonraki tarihi taşıyan marka ve tasarım belgelerinin işbu davada nazara alınamayacağı, davalının öteden beri ÜLKER ibareli tanınmış markalarının TPE nezdinde tescilli bulunduğu,
bunun gibi çay emtiasını da içeren 15.12.1997 gün (yenilenmekle 2007) ve 192315 sayılı LIHGTFORM ibareli markasının TPE nezdinde tescilli olduğu, toplanan delillere göre; davacının FORM ibareli ilk marka tescilinin 22.05.1990 tarihinde gerçekleştiği, 07.04.1992 tarihinde ikinci kez aynı ibareli marka tescil başvurusunda bulunulduğu, her iki markanın bisküvi ve çikolata ile benzer emtialar içerdiği fakat çay emtiasını içermediği, davalının ise bu marka tescilllerinden sonra olmakla birlikte çay emtiasını içerecek biçimde 15.12.1997 tarihinde FORM ibareli marka tescilini yaptırdığı,
anılan tarihe kadar davacının marka tescillerinin emtia bazında koruma ilkesinin geçerli bulunduğu 551 Sayılı Markalar Kanunu hükümlerinin yürürlükte olduğu tarihte gerçekleştiği, davalı tescilinin ise 556 sayılı KHK’nin yürürlüğe girmesini müteakip yapıldığı, davalının çay emtiasını içeren marka tescilinin yapılmasından sonra davacının da çay emtiasını içecek biçimde öteden beri kullandığı ve tanınmış marka olduğu bilinen ETİ ibaresi ile birlikte FORM ibaresinin marka tescilini gerçekleştirdiği ve devam eden süreç içerecek FORMDAKAL ve FORMPUAN ibareli çay emtiasını içerecek marka tescillerinde bulunduğu,
dolayısıyla FORM ibaresinin çay emtiası için markasal anlamda kullanım önceliğinin davalı şirkete ait bulunduğu, zira LIGHTFORM ibareli markada asıl ve ayırt edici unsurun FORM sözcüğü olduğu, davacının çay emtiasını içermeyen FORM ibareli markalarının kullanımının genel ve baskın olarak bisküvi ve çikolata ürünleri ile ilgili bulunduğu, kullanım yoğunluğunun da sunulan deliller kapsamına göre davalının çay emtiası yönünden marka tescilinin gerçekleşmesinden sonra 2000’li yıllarda yoğunlaştığı, dolayısıyla davalının FORM ibareli çay emtiasını içeren ilk marka tescilinin de hukuka uygun ve son başvurusunu destekler mahiyette olduğu,
gerek davacının gerekse davalının kullanım ve marka tescillerinde kendi lider markaları olan ETİ ve ÜLKER ibarelerinin mevcut olduğu, anılan tescil ve kullanımlara göre FORM ibaresini çay emtiası için kullanım önceliğinin davalıya ait bulunması da nazara alınarak davalının marka tescilinin hukuka uygun ve davacı markaları ile ilişkilendirme yahut onlardan yararlanma niyet ve arzusu taşımaksızın gerçekleştiği kanaatine varıldığı, zira çay emtiasının ortalama alıcılarının ürünleri farklı zamanlarda da olsa gördüğünde davacı markaları ile davalı başvurusunun konusu olan işareti ayırabilme olanağı bulunduğu,
çünkü FORM ibaresini ilk defa çay emtiası için kullanan ve tescil ettiren davalı olduğundan herhangi bir ilişkilendirmeye girmelerininde olanaksız olup, FORM ibaresini çay emtiası için kullanma önceliğinin davalıya ait bulunması karşısında, davalı başvurusunun tescilinin davacı markalarına karşı haksız rekabet yaratacağından bahsedilemeyeceği, davacı markalarının çay emtiası için anılan ibareyi kullanım önceliğini davalının kazanmasından sonra bisküvi sektöründe bilinirlik elde etmesinin davalının kazanılmış haklarını etkilemeyeceği,
bu tür vakıalarda her iki tarafın kendi ürün sınıflarında kalmak kaydıyla anılan işaretleri kullanım hak ve önceliklerinin devam edeceği, tasarımın görünümünde yer alan ve marka unsuru taşıyan sözcüklerin tasarım hakkı dışında ayrıca marka hakkı sağlamaması, dolayısıyla davacı tasarımlarının korumasının bir bütün olarak mümkün olup ETİFORM sözcüğüne inhisar ettirilememesi, esasen davalı başvurusunun konusu olan işaretin herhangi bir tasarım unsuru içermemesi karşısında davacının tasarım belgelerine dayalı taleplerinin de kabulüne olanak görülmediği gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13867, K. 2010/9755, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama