KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/14089 E., 2010/10287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.07.2008 tarih ve 2007/140 - 2008/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... n tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...+ Şekil ibaresinin müvekkilinin adına marka olarak tescili için davalı TPE’ye müracaat ettiğini, başvurunun davalı şirket adına tescilli OPTIMEDYA ibareli markanın bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, müvekkili tarafından yapılan itirazında TPE YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasının şekil, renk ve fonotik olarak davalı şirkete ait markadan farklı olduğunu, müvekkili adına tescilli ...markası da dikkate alındığında tescili istenilen markanın da müvekkiline ait bir seri marka olduğunun tüketiciler tarafından anlaşılacağını,
davalı şirkete ait marka ile müvekkilinin tescili istediği ibarenin birbirinden farklı olduğunu, aralarında benzerlik bulunmadığını, diğer yandan ibarenin müvekkilinin unvanın esas unsuru olduğunu, Paris Sözleşmesi 8.maddesi hükmü uyarınca korunması gerektiğini, başvuruya konu ibarenin uzun yıllardır ülkemizde de kullanıldığını ileri sürerek, davalı TPE YİDK 2007/M-1016 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Maksimum İletişim A.Ş., davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başvurusuna konu ibare ile davalının tescilli markasının aynı veya ayırtedilemeyecek kadar benzer olduğu gibi kapsamlarındaki hizmetlerinde aynı tür olduğu, bu nedenle ileri sürülen iddialara ve bilirkişi raporuna itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının ... + Şekil ibaresinin tescili için yaptığı müracaatın davalı şirkete ait ... markasının varlığı nedeniyle reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davacının başvurusuna konu ibare ile davalı şirkete ait markanın 556 Sayılı KHK’nin 7/1-b maddesi uyarınca aynı yada ayırtedilemeyecek derece benzer olduğu gibi kapsamlarındaki hizmetlerin de aynı veya aynı tür olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının tescil başvurusunu yaptığı işaret sağ üst köşesinde bumerang şekli ile alt tarafında bitişik halde yazılmış ... ibaresinden, redde mesned marka ise gölgeli ... ibaresinden oluşmaktadır. Bu durumda davacının markası bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markalar arasında mutlak red nedenleri arasında yer alan 556 Sayılı KHK’nin 7/1-b maddesi uyarınca aynı yada ayırtedilemeyecek derecede benzerlik bulunmamaktadır.
Nitekim, mahkemece alınan 18.04.2008 tarihli bilirkişi raporunda bu yönde görüş beyan edilmiştir. Bu itibarla mahkemece, markalar arasında KHK’nin 7/1-b maddesi anlamında aynı yada ayırtedilemeyecek derece benzerlik bulunmadığı kabul edilerek TPE YİDK. 2007/M-1016 sayılı kararını iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/14089, K. 2010/10287, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama